30 Haziran 2011 Perşembe

KAHVE DÜKKANI'nda Bu Yazın Hikayeleri

KAHVE DÜKKANI'nda Bu Yazın Hikayeleri


 Ve bitti. Eğitim hayatımdaki 5. yılımı bugün doldurdum. Tam 62 günlük bir tatilin henüz 7. saatindeyim. Tüm yıl çalışırken tatil hayalleri kurmak bir yana , benim yaz için hikaye planlarım bile hazır. Temmuz ayı itibariyle bu sayfalarda göreceğiniz hikayeler şimdilik bu fotoğraflarla sınırlı. Yaz aylarının ilk tarifi KUSURSUZ ISLAK KEK hikayesinde buluşana dek DÜKKAN'daki diğer hikayelerle idare edilmesini arz ederim :) Bol çikolatalı günler ...


LeylaK

26 Haziran 2011 Pazar

KREPVİÇ (İki Mini Krep Arası Atıştırmalık)

KREPVİÇ (İki Mini Krep Arası Atıştırmalık)



DİKKAT ! 'Deli işi' bir krep hikayesi ile karşı karşıyasınız.

Acele halledilmesi gereken bir işiniz , uyutulması gereken bebeğiniz , beslenmesi gereken kediniz  , hazırlanması gereken yemeğiniz , toplanması gereken bir masanız , eve getirilmiş bir işiniz , öpülmesi gereken bir sevgiliniz , demlenmesi gereken bir çayınız varsa lütfen şimdi bu yazıyı okumayı bırakıp önce onları bitirin. Sonra tam burda buluşalım.

Sabahın en kör zamanında gözünü açıp (benim gibi) kahvaltısını serin bir haziran gününde yapmış , kahvesini içerken bu şarkıyı dinlemiş , bir o yana bir bu yana dönerek tüm öğleden sonrasını günlük ev işleri yaparak geçirmiş , bu yorgunluk münasebetiyle akşam yemeği için yalnızca zeytinyağlı fasülye pişirebilmiş , yemeğini yemiş , şuan akşam kahvesini içenler , durmayın devam edin ...

Erimiş çikolata ile milimetrik çizimler yapabilirim , pasta ve kekleri de kusursuz dilimleyebilirim, salata için sebzeleri yalnızca dilinizde hissedebileceğiniz incelikte de kesebilirim ... Ama gelin görün ki ben bu minik krep yapma olayını hiç beceremiyorum. Tavaya döktüğüm hamur yuvarlak olmak yerine geometride hep dalga geçtiğim yamuğa  dönüşüyor.

Yine böyle arızalı sabahlarımın birinde bütün dolabı alt üst ederek , şu krepleri tam yuvarlak yapmanın yollarını aradım. Kurtarıcım , alüminyum sufle kalıpları oldu. Kalıpların taban kısmını kesip çıkardığımda geriye kalın bir çember kaldı. Tavaya oturttuğumda pek boşluk kalmadığını , yani içine boşaltılan hamurun yüksek ısı ile fazla bir kayıp yaşamadan pişebileceğine ikna oldum. Sonuç ; ZAFER BENİM .

Yaratıcı bir blog yazarı olma çabam beni , daha fazlasını  yapmak için teşvik etti. Krepleri pişirip üst üste dizerek fotoğraflamak yerine sandviç haline dönüştürerek kullanmak fikri geldi aklıma. Sonrasında ise buna bir de isim buldum KREPVİÇ . Biraz çalıntı olduğunu kabul etmekle birlikte tamamen KAHVE DÜKKANI'na (Yani bana, yani Leyla'ya)  ait bir fikir olduğunu belirtmek isterim.

Huzurlarınızda (hala okumak için sabrınız kaldıysa) biraz zahmetli , yalnızca 'uçuk' beyinlilere göre bir krepviç hikayesi :
 

Malzemeler(6 adet mini krep = 3 mini krepviç) :

1 adet yumurta
1 su bardağı süt
1 su bardağı  un
1,5 çay kaşığı tuz
Yarım çay kaşığı karbonat (tercihen)
Kızartmak için zeytinyağı (veya ayçiçek yağı) 

Kreplerin içini doldurmak için peynir , domates , yeşillik vs.

Yapılışı:

-Yumurtayı cam bir kasede çırpma teli kullanarak çırpın (mikser değil). Yumurtanın sarısının etrafındaki zarın tamamen parçalanıp yumurtanın akı ile karışmalı. Aksi halde parçalanmamış kısımlar unu tutar ve krep hamurunuzda pütürler oluşur.
-Yumurtaya sütü ilave edip tekrar çırpın.
-Unu azar azar eleyerek krep hamuruna yedirin.
-Tuz ve karbonatı ekledikten sonra cam kaseyi streç film ile sarıp buzdolabında 30dakika dinlendirin. Bu aşamada krep hamuru elastikiyet kazanacak, pişirirken daha kıvamlı olacaktır. Ayrıca piştiğinde de daha lezzetli bir hal alacaktır. 
-Sufla kalıbının tabanını bıçakla düzgünced kesip çıkarın.


-Krep tavasını ısıtıp yağlayın(Yüksek ısıda olmalı).Kestiğiniz kalıptan arta kalan çemberi tavanın ortasına yerleştirin.
-Buzdolabında dinlendirilmiş hamurdan yarım kepçe alıp ,çemberin etrafından bastırarak hamuru  kalıba dökün.
-Alt fotoğrafta olduğu gibi kalıptan kenarlara taşmalar meydana geldiyse bıçakla hafifçe ayırın (Ben bu kısımları pişirip mutfak balkonumu mesken eyleyen kumrulara verdim).
-Hamuru dökdükten en fazla 1,5 dk sonra çemberi  krepten ayırın. Artık rahatça krebinizi ter yüz ederek pişirebilirsiniz. Çemberin verdiği yuvarlrklık sayesinde kusurzsuz olacaktır.
-Tüm hamuru bu şekilde önce kalıba döküp birkaç dakika sonra kalıbı çekip çıkararak pişirin.


-Mini krepler dinlenirken içlerini doldurmak için domates , peynir , maydonoz , roka , dere otu vs. gibi aklınıza gelebilecek tüm sandviç malzemelerini hazırlayın.
 

-Bir mini krepin üzerine beyaz peyniri sürüp domates dilimlerini dizin. Son olarak yeşillikleri de ekleyip ikinci mini krepi üzerine kapatın. İşte krepviçleriniz hazır.


AFİYET OLSUN

LeylaK

24 Haziran 2011 Cuma

ZENCEFİLLİ  ELMALI KEK (Tam Buğday Unu İle)

ZENCEFİLLİ ELMALI KEK (Tam Buğday Unu İle)



zencefilli elmalı kek

Duydum ki henüz birkaç haftadır ısınan havalar , birkaç günlüğüne bize kışı yaşatmaya geliyormuş. E buyursun gelsin . Sıcakla gönlü bir türlü hoş olamayan ben , bu habere pek bir sevindim. Sonbaharın serin ve yağmurlu havası başkalarında depresif etki yaratırken ben de aksine coşku doğuruyor. Bu sebepledir ki benim mutlu mesut yaşayabileceğim iki yer vardır bu kürede ; Karadeniz veya  Londra :)

Şimdi size öyle bir hikaye anlatacağım ki , yaz aylarının sıcak , sıcak , daha sıcak günlerinde aklınıza gelip oturmasını engelleyemeyeceksinz . Hele ki ben bu hikayemizin kahramanı olan kekin , servisten 15dk önce buz dolabına koyulup , servis ederken de dondurma ile sunulduğunu söylediğimde , dayanamayıp bu tarifi deneyeceksiniz !

Tarife geçmeden önce ufak br serzenişte bulunmak istiyorum. Bu kekin tarifini (ve daha nice tarifi) aldığım blog sitelerde çoğunlukla tarifi denemeden önce aklıma bir soru takılırsa sorar, cevabını da beklerim. Bir blog yazarı olmayı bir yana bırakıyorum , bir takipçi olarak ben isterim ki soruma cevap verilsin , merakım giderilsin ve tarif konusunda daha başarılı olayım. Ne kadar başarılı olursam , tarifi aldığım sitenin yayınlarına o kadar güvenirim öyle değil mi  ? Ama bazı blog yazarları ne amaçla bu işi yapıyorlar bilmiyorum , defalarca sorduğum halde kendilerinin yapmış olduğu çok basit hatalarda bana cevap vermekten kaçınıyorlar. Ben de mecburen tarifi kendimce şekillendirip bambaşka bir hikaye yaratıyorum. Tıpkı bu kek gibi !!! Yazarının ısrarlı sorularıma rağmen cevaplandır(a)madığı bazı şeyleri deneyerek ben bir sonuca bağladım. Kekin içerisine orjinalinde olmayan (tam buğday unu gibi) bazı malzemeler ekledim . Sonuçta , dondurması erimesin diye dolaba koyup 10-15dk beklettikten sonra çıkarınca lezetinin daha da güzelleştiğini keşfettiğim bir tarif çıktı ortaya. İçerisine koyduğum yalnızca üç malzemenin miktarını değiştirmeyip , tarifte revüzyona gittiğim için kaynak sitenin adını vermeyeceğim.

Sorduğum sorulara sabırla cevap veren  blog yazarlarına teşekkür eder , sıcak havanın soğuk kurtarıcısı bu hikayeyi onlara atfetmekten onur duyarım , saygılar  :)


zencefilli elmalı kek

Malzemeler (26cmlik kalıp için) :

2 adet yumurta 
1 su bardağı şeker 
1/2 su bardağı yoğurt 
1/2 su bardağı sıvıyağ 
1 paket kabartma tozu 
3 adet küçük ekşi elma 
1 çay kaşığı tarçın
1 çay kaşığı zencefil
2 yemek kaşığı kakao
2 su bardağı tam buğday unu(beyaz un da kullanılabilir)



Yapılışı :

-Oda sıcaklığındaki yumurtaları şekerle birlikte kar haline gelip köpük köpük olana dek (5 dk.) çırpın.
-Yoğurt ve sıvıyağı ilave ederek karıştırın.
-Geniş bir kaba un, kabartma tozu, tarçın , kakao ve zencefili eleyin.
-Yumurta karışımına unlu kuru karışımı üç seferde ekleyip , tahta kaşıkla karıştırarak homojen bir kıvam elde edin.
-26 cm çapında kalıbın dibini yağlı kağıt ile kaplayın. Kelepçeli kalıbınız yoksa aynı boyuttaki cam borcamın içini yağlayın.Kek hamurunu kalıba boşaltın.
-Elmaların kabuklarını soyup  ikiye bölün ve incecik dilimlere ayırın. Kesik yerleri üste gelecek şekilde kekin üzerine bastırın.  
-Keki 175 derecede ısıtılmış fırında 30-35 dakika pişirin.
-Serviz etmeden 10-15dk önce dilimlenmiş keki buzdolabına koyun. Servis esnasında bu soğuk kekin yanına dondurma kesin.


LeylaK

20 Haziran 2011 Pazartesi

Pudra Şekeri Mantolu Nişastalı Kurabiye

Pudra Şekeri Mantolu Nişastalı Kurabiye

pudra-şekeri-mantolu-nişastalı-kurabiye
Geçmişim 'kurabiye' , bugünüm 'kurabiye' , geleceğim 'kurabiye' , blog yayınına başlama sebebim yine 'kurabiye' , çocukluğumun çizgi film karakteri 'kurabiye' canavarı , kavanozlarımda hiçbir zaman eksik olmayan tek şey 'kurabiye' ...

Bu 20. kurabiye tarifim ve dilerim bu sayı önümüzdeki günlerde kaliteli , lezzetli tariflerle en az iki katına çıkar. Amacım , zihinlerinize adımı 'kurabiye' ile kazımak. Bir nebze olsun derdimi arz edebildiysem ne mutlu bana :)

İçinde nişasta olan hiçbir kurabiyenin lezzetinden endişe duymam. Gördüğüm her nişasta içerikli kurabiyeyi denemek , tadmak isterim. Bu da deneyip başarıya ulaştığım nişastalı kurabiye hikayelerinden biri. Hamuru , diğer paylaştığım nişastalı kurabiye tariflerinden daha farklı. Mesela bu kurabiyenin içinde yoğurt var. Pudra şekerinden manto oluşturmamın sebebi ise tadını biraz hafif bulmam :) Sanırım tatlı krizinin tuttuğu bir anda yapmıştım ve çözümü her yerini pudra şekerine bulamakta buldum. Siz dilerseniz içindeki şeker miktarına 2 yemek kaşığı daha ekleyip , dışını pudra şekeri kaplamadan da servis edebilirsiniz.

Buyrun , incecik beyaz örtülü bir kurabiye hikayesi :
pudra-şekeri-mantolu-nişastalı-kurabiye
Malzemeler :

  • 2 su bardağı mısır ya da buğday nişastası (250 gram)
  • 8 çorba kaşığı dolusu un (Unu kontrollü bir şekilde ilave edin.Miktar yumurta büyüklüğüne ve yağ yoğunluğuna göre değişebilir).
  • 1 su bardağı pudra şekeri (tadını arttırmak isterseniz +2 yemek kaşığı)
  • 1 yumurta
  • 1 çorba kaşığı dolusu yoğurt
  • 150 gr tereyağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • Dışını bulamak için 2 yemek kaşığı pudra şekeri
Yapılışı:

  • Un , nişasta , pudra şekeri ve kabartma tozu derin bir kaba elenir.
  • Kuru karışımın içine oda sıcaklığındaki tereyağ , yoğurt ve yumurta  ilave edilip ele yapışmayan bir hamur elde edilir.
  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde  parçalar koparılıp yuvarlanarak yağlı kağıt serili tepsiye dizilir.
  • 180 derecede ısıtılmış fırında 8-10 dakika pişirilir.
  • Ilındıktan sonra bir buzdolabı poşetine 2 yemek kaşığı pudra şekeri koyulup kurabiyeler içine atılır.Ağzı bağlanıp birkaç kez karıştırıldıktan sonra servis tabağına alınır.

19 Haziran 2011 Pazar

TAVUKLU YOĞURT ÇORBASI

TAVUKLU YOĞURT ÇORBASI


Aylardır otobüsleriyle , reklam filmleriyle , şarkılarıyla , afişleriyle , her tv kanalında boy gösteren genel başkanlarıyla seçim yarışına giren partiler , 13 haziran sabahı itibariyle bize nefes aldırmaya başladılar. Havaların ısınmasını ve eğitim-öğretimin 2 gün önce sona ermesini de eklersek şimdilik herşey yolunda gidiyor. Bu keyifli günleri taçlandırmak adına son zamanlarda yemek kitaplarına merak sarmış durumdayım. Özellikle ilgim Osmanlı Mutfağı üzerine. Ama gelin görün ki şöyle adam akıllı bir yemek kitabı bulabilmiş değilim. Osmanlı mutfağında tatlılar , çorbalar , ekmek çeşitleri , pilavlar , hatta rüyama giren yumurtalı yemekler en büyük merakım :) Eğer okumuş , kitapçı vitrinlerinde görmüş veya en azından birilerinden duymuş olduğunuz bir yemek kitabı varsa , bilin ki burda ona ihtiyacı olan bir blog yazarı var , bilmem anlatabildim mi !

Tavuklu yoğurt çorbası , içine tavuk göğsü didiklenmiş yoğurt çorbasından ibaret bir lezzet olabilir. Peki böyle oluşu benim bu tarifi paylaşmama engel midir ? Osmanlı mutfağından günümüze kadar gelmiş bu ılık çorba tarifini biraz kolay diye yayınlamaktan vaz mı geçeyim ? Maksat , çorba kültürümüz zenginleşsin :)

Buyrun , nane kokuları içinde kalmış yoğurt ve tavuk buluşması hikayesi :


Malzemeler (6 kişilik) :

1 adet tavuk göğsü ve haşlama suyu
1 su bardağı yoğurt
1 yemek kaşığı (tepeleme) un
1 çay bardağı pirinç
4 su bardağı kaynar su
1 tatlı kaşığı kuru nane
2 yemek kaşığı tereyağ
Tuz

Yapılışı :

-Tavuk göğsünü küçük bir tencereye alıp üzerine kapatana kadar su koyun ve haşlayın. Bir küçük patates , biraz maydonoz sapı ve birkaç diş sarımsak ilave ederek suya besleyicilik ve lezzet kazandırabilirsiniz.
-4 su bardağı kaynar suya , yıkayıp süzdüğünüz pirinci ekleyip arada bir karıştırarak 13-15 dk  pişirin.
-Yoğurdu geniş bir kaseye alıp , un ile çırpın ve pürüzsün bir kıvama getirin.
-Haşlanan tavuk göğsünü ince parçalar halinde didikleyin.
-Tavuk suyunu içindeki pirinçler pişmiş olan kaynar suya ilave edin.
-Un ve yoğurt karışımına kaynamakta olan tavuk suyu ilaveli çorba suyundan azar azar ekleyip karıştırın. Maksat yoğurdu , kaynar suya yavaş yavaş alıştırmak, böylece yoğurdun kesilmesini önlemek.
-Ilınmış yoğurdu kaynar suya ağır ağır ekleyin , sürekli karıştırarak kaynayana dek bekleyin.
-Haşlanmış ve didiklenmiş tavuk göğsünü tencereye ilave edin.5 dk daha arada bir karıştırarak çorbayı pişirin.
-Tereyağını sos tenceresinde eritin ve naneyi üzerine döküp birkaç dakika kavurun.
-Nane sosunu çorbanın üzerinde gezdirip son kez karıştırın ve birkaç dakika daha pişirin.
-Ilınan çorbaya tuzu ekleyip servis edin.

NOT : Yoğurdu çorbaya ılındırdıktan sonra dökmek bu çorbanın ilk püf noktası. İkincisi ise tuzunu çorba ılındıktan sonra ilave etmek. Bunlara dikkat ettiğiniz sürece çorbanın lezzetinden birşey kaybetmezsiniz.

AFİYET OLSUN

LeylaK

14 Haziran 2011 Salı

ZEYTİNYAĞLI BAMYA

ZEYTİNYAĞLI BAMYA


Bamya : Küçükken sevilmeyen şeyin adı ...
Siz de mi böyle düşünüyorsunuz ? O zaman zeytinyağlı bamya hikayesinden önce size başka bir hikaye anlatayım :

Yıl 1990. 6 yaşında bir çocuğum ve pek tabî damak tadım yeni yeni oluşmaya başlamış. Okuldan eve döndüğümde çok kötü bir kokuyla karşılaşıyorum. Akşam sofraya oturduğumda o kokudan eser kalmasa bile, eve geldiğim zaman aldığım kokunun bu yemeğe ait olduğunu öğrenince dişlerimi o yemeğe kilitleyip bir daha açmıyorum. Taki geçen yaza kadar...

Eşimin ailesi ile birlikte Bodrum'dayız. Pazardan taze taze bamya alınmış ayıklanıyor. Tabi ben kesin kararlıyım o şeyi yemeyeceğim için endişe duymuyorum , nasılsa yiyecek başka şeyler bulurum ümidindeyim. Ama pişerken çıkaracağı kokuya ne şekilde tahammül edeceğimi düşünmek beni rahatsız ediyor. Neyseki deniz var , çıkıyoruz evden. Akşam döndüğümüzde , üzerine bol limon sıkarak yedikleri yemeğin tadını merak etmeye başlıyorum. "Bir kaşıktan ne çıkar" mantığıyla tabağıma tam da bir kaşık bamya alıyorum. Tıpkı gördüğüm gibi bol bol limon sıkıyorum ve çatalımın ucuyla şöyle bir dokunup test ediyorum. Sonrası işte gördüğünüz gibi , çocukken içinde oluşan bamya tiksintisini yenmiş genç bir kadınım artık :)  Hani "ne olur ne olmaz bir daha tiksinmeyelim" diye , ben ve kayınvalidem hariç hiç kimsenin yaptığı bamyayı yemiyorum . Ve son bir şey daha ; bence bamyayı lezzetli kılan zeytinyağı ve limondur. Onlar yoksa hiç kendimizi yormaya gerek yok,ortaya anlamsız birşey çıkacaktır.


Buyrun , çocukluk kabusu bir bamya hikayesi :

Malzemeler :

300gr taze veya dondurulmuş bamya
1 adet soğan
2 adet domates
2 adet bol sulu limon
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı domates salçası
1/2 çay kaşığı toz şeker
1/2 çay kaşığı toz kırmızı biber

Yapılışı:

-Bamyaları ayıklayıp yıkayın.
-Geniş ağızlı bir tavaya/tencereye soğanı ve domatesi küp doğrayın.
-Zeytinyağını kızdırıp soğanı hafif pembeleşene dek kavurun.
-Domatesi ve salçayı ilave edip 1-2 dakika daha kavurun. Domateslerin ezilip kaybolmasına izin vermeyin.
-Bamyayı ekleyip çok bastırmadan 5 dk tahta bir kaşıkla sebzeleri kavurun.
-Bamyaların yarısına gelecek kadar sıcak su ekleyip , toz şeker , toz kırmızı biber ve tuzunu ayarlayın.
-2 adet limonun suyunu bamyaların üzerinde gezdirip tavanın/tencerenin kapağını kapatarak kısık ateşte pişirin.

NOT: Bu yemek değil , bamyanın bir nevî kavurmasıdır. Kanaatimce yemeğinden daha lezzetli olur. Servis ettikten sonra üzerine tekrar  limon suyu gezdirmek lezzetine lezzet katar.

AFİYET OLSUN

LeylaK