27 Ağustos 2011 Cumartesi

SOMON FİLETO

SOMON FİLETO


Karadenizliler için balık , yenilebilen herşeyden daha kıymetlidir. Yaz, kış sofralarda balıktan yapılan onlarca çeşit yemeğin en az biri hiç eksik olmaz. Bizim için balık kışın hamsidir. Yazın mezgit , istavrit, sonbaharda palamut , hiçbiri yoksa da  alabalıktır (Bunlar hamsinin yerini tutmaz o ayrı).  Ara sıra başka balıkların da tadına bakmak lazım düşüncesiyle denemiştim Somon Filetoyu. Hiç isteyeceğimi, canımın çekeceğini, aklıma geleceğini sanmam (Marketin balık reyonundan geçerken gözüm takılırsa o ayrı tabi). Ama bu demek değildir ki somon lezzetsiz bir balıktır. Asla ! Doğru pişirildiğinde gayet lezzetli ve yumuşacık bir tada dönüşebilir. Her ne olursa olsun şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ; balığı çok seven ben, somonu ancak hiç balık bulamadığım zamanlarda tercih edebilirim.

Somon balıkları bütün okyanusu dolaşıp suyun kokusunu takip ederek sonunda daima kendi doğdukları kaynağa geri dönen mucizevi yaratıklardır (Yarın akşama somon balığı yapmak için bir bahaneniz yoksa bu size yeter, benden söylemesi). Eti ,oldukça yağlı bir balıktır. Etleri ve havyarı çok sevilir. Bu yüzden somon balıklarının ticari değeri yüksektir.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

MEYHANE PİLAVI

MEYHANE PİLAVI



Canım sıkkın...

Şu   'git benden bir tencere yap ye' diye bağıran fotoğraflar bile keyiflendirmiyor beni. Halbuki ne de güzel pişirmişim. Şöyle bir bakınca bütün sebzeleri ayrıntılarıyla görmek mümkün. Yalnızca patlıcanların mor kabuğu  net çıkmamış. İnsanın keyfi kaçık olmaya görsün , illa kendine dert edinecek bir ayrıntı bulur. Keyifsizliğime bugünkü bahanem de bu olsun , 'nedennnn o tencerede kırmızılar, beyazlar, yeşiller var da morlar yok !!' Ben bi koşu kafamı duvarlara vurup geleyim siz devam edin...

İsmi şu içinde olduğumuz aya hiç uygun olmayan tek yemek tarifi MEYHANE PİLAVI değildir herhalde. Ama bir deneseniz, en lezzetlisinin o olduğunu farkedeceğinize eminim. Hadi yine iyisiniz, yarına lezzetli , farklı  ve çok besleyici bir pilav tarifi çıktı size :)

Buyrun , hem etli hem sebzeli , yani bol renkli bir pilav hikayesi :


Malzemeler (4 Kişilik) :

1,5 su bardağı bulgur (Kepekli kullanıyorum)
150 gr kuşbaşı et (Tercihen kuzu)
1 adet soğan
1 adet patlıcan
2 adet yeşil biber
2 adet kırmızı biber
2 adet domates
1 tatlı kaşığı domates salçası
2 tatlı kaşığı biber salçası
1 çay kaşığı toz kırmızı biber
2 yemek kaşığı tereyağ
2,5 su bardağı sıcak su

Yapılışı :

-Soğanı küp şeklinde doğrayın. Tereyağı eritip soğanı 2-3 dakika sürekli karıştırarak kavurun.
-Kuşbaşı doğranmış eti soğana ekleyip rengi değişinceye kadar kavurun.
-Biberlerin içini temizleyip ince ince doğrayın ve kavrulmakta olan soğan-et karışımına ilave edin.
-Patlıcanı iri küpler halinde doğrayıp tencereye ekleyin. Sebzeleri ve eti bu şekilde patlıcanlar zayıflayana dek kavurun (5dk).
-Kabuğu soyulmuş domatesleri minik küpler halinde doğrayın ve kavrulmuş sebzelerin üzerine ekleyin. Bu aşamada salçaları da ilave edip tencerenin kapağını kapatın ve kısık ateşte pişmeye bırakın.
-Bulguru bol suda yıkayın.
-Etin tamamen piştiğinden emin olduktan sonra bulguru tencereye ekleyip 3 dakika kavurun.
-Toz kırmızı biberi ve tuzu ayarlayıp sıcak suyu tencereye dökün.
-Kısık ateşte bulgur suyu çekene kadar pilavı pişirin.
-Pilav pişince tencerenin kapağını kaldırıp buharı tamamen emmesi için iki üç kattan oluşmuş kağıt havluyu tencerenin kapağına sıkıştırın. Tencereyi bir örtüye sarıp pilavı en az15 dakika dinlendirin.
-Yayına mutlak surette cacık yapmadıysanız lütfen servis etmeyin !



LeylaK

18 Ağustos 2011 Perşembe

17 Ağustos 2011 Çarşamba

LİGHT MUSAKKA-2

LİGHT MUSAKKA-2


 az yağlı musakka

Zamanın behrinde şöyle birşey yapmıştım. Sonra o şöyle birşeyin fotoğrafından hiç haz etmedim yeniden yaptım, yeniden fotoğrafladım. E yapmışken de yiyeyim dedim ...

Yok canım daha neler ! Malum sıcak ve uzun günlerde oruç tutunca insan , iftarda ne yiyeceğini, midesine hangi birini önce sokacağını şaşırıyor.  Peki sonra n'oluyor? Tansiyon, mide hazımsızlığı, şeker fırlaması, kalpte şöyle bir sıkışma, biraz nefes darlığı vs... Şimdi size uzun uzun başınıza bunların geliş sebebini anlatırsam şu dakka bu yazıyı okumayı bırakır gider veya hemen alt satırlardaki malzemeler-yapılış bölümüne geçersiniz.Bu yüzden kısaca söylemeyi tercih ediyorum : Yemekleriniz çok yağlı !

Artık ufaktan şu sebzeleri kızartarak yemeğe ekleme olayına bir son vermeliyiz. Bu gidişle milletçe teknolojide değil,  kalp-damar hastalıklarında  Avrupa'ya yetişeceğiz. O zaman n'apıyoruz? Patlıcan gibi bol yağ çeken sebzeleri közleyerek pişiriyor ve korkmadan yemeklerde kullanıyoruz. Örnek : Musakka...

Buyrun, neredeyse 'bana yağ dök' diye yalvaracak bir patlıcan hikayesi :



Malzemeler ( 5 porsiyon ) :
 
5 adet orta boy patlıcan
2 adet domates
5 adet yeşil biber
1 adet orta boy soğan
150gr yağsız kıyma
Yarım yemek kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı pulbiber
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kırmızı toz biber
3/4 su bardağı kaynar su
Sıvıyağ
  
Yapılışı:
 
-Fırını 220derece ısıtın.
-Patlıcanları alacalı soyup 10dk tuzlu suda bekletin.
-Patlıcanların etrafına bir fırça yardımıyla sıvıyağ sürün.
-Fırın tepsisine patlıcanları ve biberleri dizip ısıtılmış fırında 15dakika pişirin.Bu pişme sırasında sebzeleri arasıra kontrol edip tersyüz ederek her yerinin eşit pişmesini sağlayın.Eğer imkanınız varsa mangalda közleyerek deneyebilirsiniz. Bu patlıcanları ben mangalda közleyerek hazırladım.


-Soğanı küp küp doğrayıp 2 yemek kaşığı sıvıyağda 5dakika kadar kavurun.
-Soğanların üzerine kıymayı da ilave edip kavurmaya devam edin.
-Közlenen patlıcan ve biberleri iri küpler halinde doğrayıp ilave edeceğiniz baharatlara ve tuza bulayın.
-Bir tencereye  önce kıyma soğan karşımını, üzerine patlıcanları  dizin. 
-En üste halka halinde doğradığınız domatesleri yerleştirin.
-Kaynar suyu domates salçasıyla karıştırıp tencereye dökün, kısık ateşte pişmeye bırakın.
-Yaklaşık 20-25 sonra ocağı kapatıp yemeği 4 adet fırın çömleğine paylaştırın.Üzerine azıcık sıvıyağ gezdirin.
-Çömlekleri 200derecede ısıtılmış fırına alıp 10dakika daha pişirin.

LeylaK

16 Ağustos 2011 Salı

Ne Pişirsem-16

Ne Pişirsem-16

Biz bugün ne yiyoruz ? 16. İftar Menüsü : Bulgurlu Domates Çorbası , Patlıcan Kebabı , Pirinç Pilavı , Çoban Salata , Kadayıf Sarma .

LeylaK

15 Ağustos 2011 Pazartesi

11 Ağustos 2011 Perşembe

ÇİKOLATA KAPLI ELMALI BAR

ÇİKOLATA KAPLI ELMALI BAR


Teknoloji ne kadar yaygınlaştı. Birgün Bolu tünelinden geçerken bir yazı yayınlayacağımı hiç düşünmemiştim (Hatta şuan süper bir alışveriş merkezinin önünden geçiyorum). Bursa'yı , bu civarlara bağlayan bilmem kaç kilometrelik karayolunda ilerlerken , önümüzdeki 25 günlük tatilde neler yapacağımın hayalini kuruyorum. Şimdilik hayallerime mola vermeye hiç niyetim yok. Bu çikolata içerikli elmalı bar tarifi yarına kaldı artık. Beni bekleyin...

Evet haklısınız ben bu tarifi 4 gün önce yazmalıydım. Ama şimdi sizlere 4 gün önceden itibaren birgün boyunca yol yorgunluğundan ötürü kesintisiz uyuduğumu, ikinci gün annemin ne olduğunu anlamadığımız bir rahatsızlığının oluştuğunu, hatta üçüncü gün de bu hastalık sebebiyle hastanelerde günü tükettiğimizi, birkaç saat sonra aynı nedenle onunla hastaneye kadar eşlik edeceğimi, bu sırada iftar yemeklerini kocaman akraba topluluğuyla geçirip gönül yapmaya çalıştığımızı, iftar sonralarını arkadaşlarımızla değerlendirip sahura kadar uyumama çabamızı vs. anlatıp sizi yormayacağım (Dönün bakın kaç satırlık cümle kurmuşum). Velhasıl kadın olmak feci zor (Bunu, annemin hastalığıyla da bağlantılı olarak söylediğimi fazr edin).

Şimdilik tatilimin yorucu günlerindeyim. Ama daha az tempolu günler ve  EV YAPIMI MARSHMALLOWLU ÇOKONAT tarifi çok yakında biliyorum...

'Sağlık' olsun dileklerimle buyrun tek atımlık bisküvi hikayesi :
Kaynak :  ZeytinAğacı



Hamur Malzemeleri (26x18 cmlik kalıp veya o boylarda bir tepsi) :


1 yumurta
1 kaşık katı yoğurt
3 kaşık yoğurt suyu
1 çay bardağı şeker
2 çay bardağı sıvıyağ
1 limonun kabuğu rendesi
1 paket vanilya
3 çay bardağı kepekli un
3 çay bardağı un (Malzemelerin yoğunluğuna göre u miktarı değişebilir, kurabiye hamuru kıvamını tutturana dek un ekleyin)
Üzeri için 80gr bitter çikolata

İç Malzemeleri :

4 adet elma
3 kaşık şeker
1 tatlı kaşığı tarçın

İç Harcının Yapılışı : 

Elmaları rendeleyip şekerle birlikte suyunu çekene kadar pişirilin. İçine tarçın ekleyip soğutun.







 Hamurun Yapılışı :

-Yumurta, sıvıyağ, yoğurt ve yoğurt suyunu karıştırın.
-Şeker , limon kabuğu rendesi ve vanilya bir kasede parmak uçlarınızı kullanarak elinizle birbirine yedirin. Böylece limon kabuğundaki yağ asitleri şekerle daha iyi bütünleşecek ve aromasını arttıracaktır.
-Şekerli karışımı sıvı karışıma ilave edip karıştırın.
-Unu azar azar ve eleyerek ekleyin, yoğurup kurabiye hamuru kıvamında bir hamur oluşturun.
-Hamuru ikiye bölün ve streç filme sarıp buzdolabında 15 dk dinlendirin.
-Hamurun yarısını  0,5 cm kalınlığında açıp , yağlı kağıt serilmiş 26x18 cm ölçüsünde bir kalıba serin.
-Hamurun üzerine elmalı harcı yayın.
-Hamurun diğer yarısı aynı kalınlıkta açıp elmalı harcın üzerini kapatın.
-Hamurun üstünü kebap şişi veya çatal yardımıyla sık aralıklarla delin.
-175derecede ısıtılmış fırında pişirip soğutun.
-Soğuyan elmalı bisküviyi küçük küpler halinde kesin.
-Çikolatayı benmari usulü eritip 10dk soğumasını bekleyin.
-Elma küplerinin yarısını çikolataya batırıp tel ızagara üzerine alın.
-Her bir elma küpünü soğuyunca lokum yer gibi tek tek ağzınıza atın.


LeylaK

10 Ağustos 2011 Çarşamba

ANTEP USULÜ  BİBER VE KABAK DOLMASI

ANTEP USULÜ BİBER VE KABAK DOLMASI


Öyle bir yemek düşünün ki kabaktan da patlıcandan da patatesden de biberden de domatesden de çiçekten de  hatta çarlistondan da yapılabilsin. Evet o düşündüğünüz yemeğin adı 'dolma'. Tabi bu bizim şimdiki mutfaklarımız için geçerli bir durum. Bize bu mutfağı miras bırakan Osmanlı mutfağına gidip ve ufak bir araştırma yaparsak her türlü sebze, yenebilen yaprak, meyve, balık ve etten dolma hazırlandığını görebiliriz (Bu konuda beni en çok 'meyve' kısmı etkiledi). Meyveden dolma yapmanın yanı sıra bazı sebze dolmalarının vişne gibi mayhoş meyveler katılarak pişirildiğini duyunca midenizde ne gibi etkiler oluşur bilmem ama benim çok hoşuma gitti. Bir de dolmanın yapılacağı tencerenin tabanına bir sıra kemik döşenmesi olayı var ki, of ben o kemiğin tadına bayılırım kim bilir nasıl güzel bir tad veriyordur yemeğe... Vel hasıl arkamızda Osmanlı gibi bir mutfak olmasına rağmen  biz yemek yapmaktan anlamıyoruz.
 
Konuyu Osmanlı Mutfağı'ndan acilen uzaklaştırmazsam ortaya birkaç sayfalık sitem dolu bir yazı çıkacak. O yüzden hemen konuya giriyorum. 

Osmanlı mutfağına en çok katkısı olan bölgelerden Güneydoğu Anadolu'nun  'Antep usulü' dolması , keşfettiğim ilk günden beri benim en sevdiğim yemekler listesinde (Sevmediğim ne var onu bir düşünmek lazım!).  Peki nasıl keşfettim? Şöyleki : 

Her yurt öğrencisi gibi üniversitedeyken, evde kalan arkadaşlarımızın evlerine baskına gittiğimiz zamanlar olurdu. Kahramanmaraşlı bir oda arkadaşım , yine böyle bir baskın zamanında yapmıştı bize Antep usulü dolmayı. Ve o gün o yemeğin  tadına baktıktan sonra yediğim tüm diğer dolmalar bana yavan, boş, tatsız gelmeye başladı. Sonunda Antep usulü dolma pişirmek bende alışkanlık haline geldi. Artık dolma yapacaksam, tercih ettiğim tek yöntem Antep usulü olanı. Diğer tariflerle hiçççç işim olmaz. Eh bu kadar lezzetli olduğuna göre birazcık zahmeti de var. Biliyorsunuz güzel şeyler ya kalorilidir ya da yapımı çok çaba gerektirir...

Buyrun, az zahmetli bol lezzetli bir dolma hikayesi :

Malzemeler:

10 adet biber
4 adet kabak
2 adet soğan
200 gr kıyma
2/3 su bardağı  kırık pirinç
1 tatlı kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı domates salçası
1/3 su bardağı  zeytinyağı
Yarım limon suyu
1 tatlı kaşığı nar ekşisi
Karabiber, pul biber, yenibahar, nane
Kapatmak için 1 adet domates


Sosu İçin:

1 adet domates
1 yemek kaşığı domates salçası
3-4dal ince kıyılmış maydonoz
4 diş sarımsak

Yapılışı:

-Kabakları enlemesine bölüm içlerini temizleyin ve tuzlu suya yatırın.
-Biberlerin içlerini temizleyip istiyorsanız kapak amacıyla kullanmak için üstlerini ayırın.
-Soğanı incecik doğrayın ve kıymayla harmanlayın.
-Yıkanmış pirinçleri kıymaya ekleyip üzerine salçaları, limon suyunu, nar ekşisini ve baharatları da katıp yoğurun.
-Kabak ve biberleri 3te 1i boşta kalacak şekilde(pirincin şişme payını düşünerek) doldurup üzerlerini dilimlenmiş domates veya kendi kapaklarıyla kapatın.
-Tencereye yerleştirdiğiniz biber ve kabaklarınızın üzerine 2su bardağı sıcak su ve tuz ilave edip orta ateşte pişmeye alın.
-Bu sırada siz sos için domatesin kabuklarını soyup minik minik doğrayın.
-Doğradığınız domatesleri bir tavaya alıp kısık ateşte ağzı kapalı olarak domatesler suyunu salıp çekene dek pişirin.
-Pişen domatese ince kıyılmış maydonoz,salça ve dövülmüş sarımsağı ekleyip 5dk kavurun.
-Pişmekte olan biber ve kabaklarınızın üzerine hazırladığınız domates sosunu,  her tarafa eşit yayılacak şekilde dağıtın. Gerekirse tencereye 1 çay bardağı su ilavesi yapın. Zeytinyağını dolmaların üzerinde gezdirin. Kısık ateşte yemeğinizi pişmeye bırakın.
-Kabak ve biber piştikten sonra en az yarım saat yemeği dinlendirin. Yoğurt ile servis edin.

LeylaK

9 Ağustos 2011 Salı

8 Ağustos 2011 Pazartesi

7 Ağustos 2011 Pazar

ÇİKOLATA GANAJLI ÇİLEKLİ PASTA (Adım adım çikolatalı ganaj yapımı)

ÇİKOLATA GANAJLI ÇİLEKLİ PASTA (Adım adım çikolatalı ganaj yapımı)




Yarın burada, böyle bir görsel şölenin tarifiyle karşılaşabilirsiniz.Şimdiden haber vermek istedim.Yaşasın kötülük hihahaha !!! (Bu tavırları açlığıma verin).

DİKKAT : Oldukça uzun bir yazıyla karşı karşıyasınız. Bu yazıyı hazırlarken 17 kere şu şarkıyı dinledim. Siz de dinlemelisiniz ... 

NOT : Ayrıca yazıyı 2. yazışım, nedense ilkini kaydedemeden blog beni kapı dışarı etti. Bomboş sayfayı görünce yaşadığım hüsranı hissetmek isterseniz uzunca bir yazı hazırlayıp kaydetmeden sayfayı kapatın...(Sinirleri zıplamış blog yazarının kıskançlık tripleri)

Pasta konusunda kendini şanssız görenlerdenim. Nerde bir pasta beğensem illaki kaplamasında, içinde, orasından, burasında kremşanti kullanılmış oluyor. Ben ki kremşantiden pek haz etmem. O yüzden uzak duruyorum pasta tariflerinden (duruyordum desem daha yerinde olur). Tâki ... :

Birgün Cenk'in takip ettiği yerli siteler arasında Gökçe'yi keşfettim. Pasta kaplamak için kullandığı çikolatalı ganaj tarifini o kadar güzel anlatmıştı ki, daha niyetlenmeden bu ganajı yapabileceğime kanaat getirdim.Düşüncelerimde yanılmadım. O net anlatımları adım adım izlediğimde ortaya çok lezzetli bir ganaj çıktı. Tadı, kıvamı hatta kokusu konusunda hiçbir sıkıntı olmadı. Ama bu benim ilk ganaj kaplamam olduğu için tabiki bazı acemilikler yaşadım. Mesela Gökçe'ninki kadar kusursuz sıvayamadım kaplamayı. Onun pastası kadar net bir görüntü oluşamadı haliyle. Bunda benim sıvama spatulası yerine ekmek bıçağı kullanmış olmamın büyük etkisi var tabi :) Bir de böyle pasta kaplamaları yapılırken kekle aynı ölçüde yüksekçe bir sıvama altlığı kullanılıyor. Böylece kekin daha kusursuz bir şekilde kaplanması sağlanıyor. Benim böyle bir aparatım olmadığı için bu duruma kendimce bir çözüm ürettim. Sabırla okumaya devam edin, ilerde göreceksiniz...:)

Ben bu ganajı denerken pandispanya kullanmak yerine bisküvi tabanlı kremalı bir pasta kullanmayı tercih ettim. Eğer çalışmam hüsranla sonuçlanırsa mis gibi kabarmış, yumuşacık bir kekin ziyan olmasındansa bisküvinin ziyan olmasını daha mantıklı buldum kendimce (ne saçma!). Üstelik bu pastalar için kullanılan bisküvi tabanları yaratıcılıkta sınırsızlık imkanı sağlıyor. Üzerine cheescake, muhallebi , krema, ganaj, kremşanti, çikolata sosu ve aklınıza gelebilecek her türlü tarifle çeşitlendirmeniz mümkün. Daha da güzeli, yalnızca birkaç saate hazır olabilen bir tarif olması. Yani âni misafirlere hazırlıklı olmayı sağlıyor.

Nerdeyse haftada bir yapıp üç gün yediğim bir bisküvili pasta tabanı kullandım bu tarifte. Lezzeti ve kıvamı çok iyi. Siz de denedikçe şeker miktarını ya da sertliğini kendi damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.Uzun lafın kısası : deneyin de yiyin yahu ... yorum bırakmayı da ihmal etmeyin. Bilelim yanlışımız nedir.

Buyrun, çikolataya aşık bir bisküvi hikayesi :


Bisküvili Taban İçin Malzemeler (18cmlik kelepçeli kalıp için) :
(Facebook sayfamızı takip edip, tariflerden anında haberdar olabilirsiniz , TIKLAYIN )
   
2 paket kakaolu pötibör bisküvi
2 yemek kaşığı kakao
2 çay bardağı süt
2 yemek kaşığı tozşeker veya pudra şekeri
2 yemek kaşığı eritilmiş soğutulmuş tereyağ

Kreması İçin Malzemeler :

2 su bardağı süt
1/2 çay bardağı nişasta
1/2 çay bardağı un
1,5 çay bardağı toz şeker
1 çay kaşığı tereyağ

Bitter Çikolatalı Ganaj İçin Malzemeler :

200gr iyi kalite bitter çikolata (%70kakao içerikli)
1 kutu krema
2 yemek kaşığı tereyağ(küp doğranmış)

Üzeri İçin :
   
100gr bitter çikolata
Çilek , renkli şekerlemeler

Bisküvili Tabanın Yapılışı :
  • Bisküvileri un haline getirin. Tereyağı eritip soğutun.
  • Tüm malzemeleri yoğurup yağlı kağıtla kapladığınız çember kalıbın tabanına elinizle bastırarak yayın. Buzlukta 1 saat bekletin.
Kremanın Yapılışı :
  • Süt, un, nişasta, tozşekeri karıştırıp muhallebi kıvamına gelene dek pişirin.
  • Kıvam oluşunca ocaktan alıp tereyağ ekleyin ve mikserle 5dk çırpın.
  • 30 dk dinlendirdikten sonra buzluktan çıkardığınız bisküvili tabanın üzerine yayıp kaşıkla düzeltin ve buzdolabına kaldırın.
Bitter Çikolatalı Ganajın Yapımı
  • Bitter çikolatayı parçalara ayırın.
  • Kremayı bir sos tenceresine alıp kaynama noktasına gelene kadar ısıtın. Asla kaynatmayın tüm özelliğini yitirir.
  • Isınan kremanın içine parçalanan çikolatayı atıp alttan üste olacak şekilde bir spatula yardımıyla çikolatanın tamamen erimesini sağlayın. 
  • Çikolata eriyince tereyağı ekleyip aynı yöntemle onun da erimesini sağlayın. Burda tereyağ parlaklık kazandırmak için kullanılıyor. Dilerseniz kullanmaya bilirsiniz.
  • Ganaj oda sıcaklığına geldiğinde mikserin yüksek ayarı ile köpük köpük olana dek çırpın. Sürülebilecek kıvama geldiğinde çırpmayı bırakıp ganajı dinlendirin. 'Sürülebilecek kıvam' bu fotoğrafta olduğu gibi kaşıkla kaldırdığınızda dökülemez hale gelmesi demektir. 

Buzdolabında dinlenmiş olan kremalı bisküvili pastayı dışarı alıp tıpkı benim bu fotoprafta yaptığım gibi etrafını açıkta bırakacak şekilde yüksekçe bir yere kaldırın. Aslında bu aşamada çember kalıbınızın ölçüsünde bir sıvama standınızın olması gerek. Benim yoktu , böyle bir çözüm buldum bence fena da olmadı :)

Ganajı ,sıvama spatulası veya büyükçe bir ekmek bıçağı yardımıyla pastanın önce üst kısmına ardından yanlarına sürün. En kusursuz çalışma için birkaç defa el hareketi değil tek bir el hareketi kullanmayı deneyin.
  

Sıvama işlemi bittiğinde pastanın kenar kısımlarını yukarıya doğru yuvarlayın.


Bitter Çikolatalı Çilek Kaplama :
  • Pastayı buzdolabına koyup üzerini süsleyeceğiniz çilekler için 100gr bitter çikolatayı benmari usulü eritin.
  • Çilekleri yıkamayın veya yıkayıp iyice kurulayın hiç ıslaklık kalmasın.
  • Bitter çikolatayı derin bir kaba alın çilekleri tek tek içerisine batırıp 5-6 saniye fazla gelen çikolatanın akmasını bekleyin ve tek ızgara üzerine çilekleri yatırın.
  • Bütün çilekleri çikolataya buladıktan sonra buzdolabına koyup 15dk bekletin.
Son olarak çilekleri ganaj kaplamalı pastanın üzerine dizip pastanın yanlarını şekerlemelerle süsleyin. Biliyorum benim süslemem biraz acemice oldu ama bu benim ilk ganaj yapışım, e bu kusur kadı kızında da mevcut ;)
   
 
LeylaK
DONDURMALI  İRMİK HELVASI-2

DONDURMALI İRMİK HELVASI-2


Ben bu irmik helvasının delisiyim. Düşünüyorum düşünüyorum, yerine koyabileceğim başka bir tatlı bulamıyorum. Hele de şeker krizlerimizin tuttuğu anlarda 15dakikada servise hazır olabilecek bunun dışında başka bir tatlı olmadığı aklıma geldikçe daha bir seviyorum kendisini. 

Bir de şu açıdan bakmak lazım, her mevsime uydurulabilen pek az çeşit tatlı var. Mesela revani de bu tatlılardan biri ; kışın kaymakla yazın dondurmayşa servis edilebilir nitelikte. Güllaçı da buna örnek verebiliriz ; kışın muzlu ve narlı yapın, yazın dondurmalı. Tatlıların hepsi bu 'her mevsimlik' statüsüne girmiyor. Örneğin  kabak tatlısı  tek mevsimlik bir tatlı. Veya bir tulumba tatlısını yanında  birşeylerle servis ederken düşünemiyorum. Ama irmik helvası hiç öyle mi ? Dört mevsime ayak uydurabilen , cenazeye de düğüne ikrm edilebilen şahane birşey...

Dondurmalı irmik helvası tarifim önceden mevcuttu. İkinci bir tarif oluştuğuna göre aralarında bir takım farklar var demektir.
  • Diğer Dondurmalı İrmik Helvası tarifindeki helva sadece irmikle yapılıyor. Bu sebeple katı bir helva oluşuyor.Bu tarifin helvasına ekstradan un ilave edildiği için çok daha yumuşak bir kıvam alıyor.
  • Diğer tarifin helvasına kasede şekil vermek biraz daha zor.Bu tarifte daha kolay.
  • Diğer tarif soğuduğunda çok daha lezzetli oluyor. Bu tarifi soğutmak biraz zor.
  • Diğer tarifi bir borcama yayıp üzerini dondurma kaplayarak dondurup dilimlerseniz farklı bir servis imkanı oluşur. Bu tarifte öyle bir şansınız yok, çünkü asla dilimlenebilecek kadar soğumuyor.
İki tarif arasındaki farklar böyle. Şimdi tercih size kalmış. Hangisini denerseniz  deneyin , sonuçta hem helva hem dondurma birarada mükemmel bir lezzet oluşturuyor.

Peki sizin böyle 'dört mevsimlik' tatlı tarifleriniz var mı ? Soruma cevap bulabileceğim umuduyla buyrun, bir yaz tatlısı hikayesi :

 Malzemeler (6 kişilik)

10 yemek kaşığı vanilyalı dondurma
1 su bardağı beyaz un
1 su bardağı irmik
3 su bardağı şeker
3,5 su bardağı süt
2 paket fıstık ( tercihen )
4 yemek kaşığı tereyağ (200 gr)

Yapılışı:

-Tereyağı derin bir tencerede eritin.Ocağı her zaman orta ateşte tutun.
-Süt ve şekeri bir tencereye alıp , kısık ateşte kaynama noktasına kadar ısıtın. Ara sıra karıştırarak içindeki şekerin erimesini sağlayın ama sütün kaynamasına asla izin vermeyin.
-Kullanacaksanız eğer fıstıkları , irmiği ve unu ekleyip hızlıca karıştırın. İrmik ve un çabuk yanabilen iki besin olduğu için sürekli karıştırmanız çok önemli. Ayrıca her bir irmik ve un tanesinin yağı içine çok iyi çekmesi gerek ki kimi taraflar kuru kimi taraflar daha ıslak kalmasın. Orta ateşte sürekli karıştırarak kavurduğunuzda 5 dk sonra irmik ve un kahverengine dönmeye başlayacaktır. Yaklaşık 8 dk sonra iyice rengi koyulaşacaktır. Sakın pes etmeyin ve 2 dk daha kavurmaya devam edin. Biraz kolunuz ağrıyabilir ama emin olun ortaya çıkan lezzete değer :)
- 10 dk kavrulmuş ve rengi iyice koyulaşmış helvanızın altını en kısık dereceye getirin ve ısınmış olan şekerli süt karışımı yavaş yavaş helvaya dökün. Bu sırada bir elinizle de helvayı karıştırmayı unutmayın. Bu sayede helvada küçük un topaklarının olmasını önleyeceksiniz.
-Şekerli süt karışımını iyice yedirdiğiniz helvanın kapağını kapatın ve sıvı karışı içine çekene dek kısık ateşte bekletin. Bu esnada helvanın başından ayrılmayın ,sürekli kontrol edin. Bu işlem için tam bir zaman vermek zor , tencerenin büyüklüğünden irmiğin kalitesine göre bu zaman değişebiliyor. Bazen 5 dakikada çekerken bazen bu süre 9 dakikayı bulabiliyor.
-İrmik ,içindeki sıvıyı tamamen çektikten sonra tencerenin altını kapatın , tencereyi tıpkı pilav demler gibi bir beze sarıp ılınana dek bekleyin.
-Orta boy bir çorba kasesini suyla ıslatın. Kasenin içerisine ılınmış haldeki helvadan 3 yemek kaşığı kadar koyup ıslak elinizle ine bir tabaka oluşturacak şekilde helvayı kasenin iç yüzeyine bastırın.
-Yarım cm kalınlığında bir inceğe ulaştıktan sonra (daha ince yapmayın dondurma aralardan akabilir) oluşan çukura 1,5 yemek kaşığı dondurma koyun. Hiç bekletmeden üzerine bir yemek kaşığı helva daha koyup dondurma görünmeyecek şekilde her yerini kapatın.
-Buzdlabında 2 saat beklettikten sonra kaseyi servis tabağına ters çevirerek helvayı servis edin.

LeylaK

6 Ağustos 2011 Cumartesi

MISIRLI NOHUTLU PİLAV

MISIRLI NOHUTLU PİLAV

mısırlı-nohutlu-pilav-tarifi

Osmanlı'da ortalama 30 çeşit pilav yapıldığı söylenir. Fatih Sultan Mehmet'in tam bir pilav tutkunu olduğunu ve sofrasında bazen 13 çeşit pilav bulundurduğunu yazar Evliya Çelebi. Gel gelim biz sofralarımızda sanırım sadece birkaç çeşit pilav bulunduruyoruz. Bazen , o köklü Osmanlı Mutfağından geldiğimiz şu  hallere biraz şaşırıp çokça sinirleniyorum. Tembellik mi dersiniz yoksa alışkanlık mı bilemem, ama bazı lezzetlerimizi daha tanıyamadan kaybettik biz. Gördüğünüz gibi kendime ağır bir sitem içerisindeyim. Dilerim siz de bu sitemi kendinize duyar ve yarın iftarda biraz daha zahmetli pilavlar tercih edersiniz (konuyu bağlayış şeklimde enteresan yani ! ).

Bu pilavı yalnızca mısırlı veya sadece nohutlu da yapmanız mümkün. İçerisine her ne koyacaksanız koyun ama mutlaka tereyağlı yapın. Sıvıyağ ile yapılan pirinç pilavının yavanlığı insanın tüm iştahını kapatıyor bence. Zaten Osmanlı Mutfağında da pilavlarda mutlak surette tereyağ kullanılırmış. Neyse ben hazır takıntı haline gitmişken gidip biraz Osmanlı yemekleriyle ilgili birşeyler okuyayım.

Malzemeler (2-3 porsiyon):

  • 1 su bardağı pirinç
  • 1,5 su bardağı sıcak su
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • 3 yemek kaşığı haşlanmış mısır
  • 3 yemek kaşığı haşlanmış nohut

Yapılışı:

  • Her zamanki gibi öncelikle kızdırdığınız sıvıyağa yıkanmış pirinçleri ilave edin ve tel tel olana dek kavurun.
  • Kavrulan pirincin üzerine haşlanmış nohut ve mısırları ekleyip suyunu da dökerek pişmeye bırakın.Tabi tuzu da unutmayın.
  • Suyunu tamamen çeken pilavın üzerine bir bez örtüp kapağı tekrar kapatarak 15 dakika dinlendirin.

5 Ağustos 2011 Cuma

4 Ağustos 2011 Perşembe

ÇARLİSTON BİBER DOLMASI

ÇARLİSTON BİBER DOLMASI

çarliston biber dolması

DİKKAT ... Çılgın bir yemek hikayesi !

Yok hallüsinasyon görmüyorsunuz , tamamen gerçek. O ince uzun biberlerin içi gerçekten dolu. Evet evet , ben ÇARLİSTON BİBER DOLMASI yaptım. Neden böyle birşeye kalkıştığımı sormayın çünkü bilmiyorum. Düşünüyorum, bu biberleri doldurduğum zaman öyle büyüük bir ruhânî boşlukta falan değilim. Hayır depresyona da girmemiştim. İçinizden geçirdiğiniz gibi 'İş güç hak getire boş boş oturuyor' da değildim. Hatta o gün ekstradan dombili patlıcan dolması bile yaptım (İç harcım fazla gelmişti birkaç patlıcan doldurarak değerlendirmeyi seçtim ama sıkıntı olmasın, malzeme listesini bu duruma göre güncelledim,bu liste yeterli olacaktır). Velhâsıl 'Aklıma esti , yaptım' diyerek durumu kurtarmayı seçiyorum. Sonuçta 'çarliston biberdi, doldu, dolma oldu' ...

Bazen aklıma böyle çılgınca fikirler geldiği oluyor. Ve ben oturup o fikrin geldiği gibi gitmesini bekliyorum. Çünkü ince işlerle uğraşmak (hele de bu sıcaklarda) her zaman yapılabilecek şey değil. Bugünlerde ben de o kadar sabır da mevcut değil. Nedense bu biberleri doldurma fikrinin aklıma estiği gün oturup geçmesini değil, doldurup yemesini seçtim. Şimdi dönüp bakıyorum, hakikaten sınırlarımı zorlamışım. Birdaha yapar mıyım ? Çok hava atmamı gerektirecek bir davet olmadığı sürece yapmam. Çünkü tadının, klasik biber dolmasından hiçbir farkı yok. Aynı tas aynı hamam, emeği hariç...

Kediyi merak öldürürmüş benim de bu konuda bir merakım olacak , var mıdır acaba sizlerin de böyle yerli yersiz aklına gelen enteresan fikirler ? Varsa duymak isterim.

Deneyip aynı çılgınlığı yaşamanız, aynı yorgunluğu tadmanız, aynı manyaklığı hissetmeniz dileğiyle buyrun, abidik gubidik bir yemek hikayesi :


Malzemeler :

15-18 adet çarliston biber
100gr dana kıyma
1/3 çay bardağı kırık pirinç
1 küçük boy soğan
1 küçük boy domates
1 tatlı kaşığı biber salçası
1 çay kaşığı toz kırmızı biber
1 yemek kaşığı kıyılmış maydonoz
Karabiber, nane, tuz

Sosu İçin :

1 tatlı kaşığı domates salçası
1 su bardağı su
1/2 çay bardağı sıvıyağ
3 diş sarımsak

Yapılışı :

-Çarliston biberlerin sapını, kapak oluşturacak şekilde kesip çıkarın ve biberlere dışarıdan hafif baskı uygulayarak tohumlarını temizleyin.Sapları atmayın.
-Soğan ve domatesi rendeleyin.
-Kıyma, soğan, domates, maydonoz ve baharatları yoğurun.
-Hazırlanan harçtan çarliston biberlerin ince kısmına çay kaşığı, kalın kısmına tatlı kaşığı yardımıyla doldurun. Biber dolmasında olduğu gibi bu tarifte de biberlerin içini tıka basa doldurmadan bırakın. Harç, piştikçe şişeceği için biberlerden taşma gibi bir durum yaşanmasın.
-Doldurduğunuz çarliston biberleri yassı bir tencereye yatık şekilde dizip ayırdığınız sapları biberlerin ağız kısımlarına yerleştirin.
-Sos için sıvıyağı bir sos tenceresine alıp ısıtın.
-İçine salçayı ekleyip çözülene dek karıştırın.
-Dövülmüş sarımsak ve suyu  ekleyip bir taşım kaynatın. Hazırladığınız sosu biberlerin üzerine gezdirin.
-Tencerenin kapağını kapatıp 10dk orta, ardından kısık ateşte pişirin.


çarliston biber dolması

LeylaK

2 Ağustos 2011 Salı

Ne Pişirsem-2

Ne Pişirsem-2

2. İftar Menüsü : Kıtır Ekmekli Mercimek Çorbası, Patlıcan Kebabı, Pilav, Cacık, Şeker pare, Limonat.


1 ay sonra dünyaya gelecek olan Hamza'nınn annesi Meryem'in iftar menüsü :)

1 Ağustos 2011 Pazartesi

KAĞIT KEBABI

KAĞIT KEBABI


Hepimizin terörden , göz yaşından , afetlerden uzak bir Ramazan ayı geçirmesi dileğiyle başlıyorum. 

Sonu 'bayram'la biten 29 günlük bir nefis terbiyesine başlamış bulunmaktayız. Orucun yanında sıcak hava ve nemin katkısıyla baş ağrısı, depresif ruh hâli, tansiyonda âni yükselme veya düşüş, baş dönmesi vb. durumlarla karşılaşabilirsiniz. Bu sıkıntıların içinde bir de 'ne pişirsem' derdine düşmemeniz için tıpkı geçen yıl yaptığım menü uygulaması gibi bu yıl Ramazan ayı boyunca her gün 'ne pişirsem' başlığı altında bir menü lisetesi yayınlayacağım. Listenin içerisinde bulunan yemek tariflerine siteden kolayca ulaşabileceğinizi hatırlatarak sizi ,tam Ramazan ayına uygun bir yemek hikayesiyle baş başa bırakıyorum :

Malzemeler (Küçük boy fırın tepsisi veya büyükboy dikdörtgen borcam/ 8-10 porsiyon) :

500 gr dana eti
3 adet havuç
3 adet domates
4 adet soğan
5 adet patates 
5 adet yeşil biber
2 su bardağı bezelye
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
1/2 su bardağı sıvıyağ
6-7 diş sarımsak
1 çay bardağı su
1 tatlı kaşığı karabiber
3 metre uzunluğunda yağlı kağıt
10 adet kürdan

Yapılışı :

-Soğanları , patatesleri , havuçları küp şeklinde doğrayın.
-Dana etini kuş başı doğrayın.
-Sarımsakları ezip kuşbaşı eti ile harmanların.
-Fırın hepsisinin altını yağlı kağıt ile kaplayın.
-Sebzeleri ve eti ;  soğan , et , patates , karabiber , havuç , bezelye sıralamasına dikkat ederek üst üste yayın.

-Domatesleri halka şeklinde doğrayıp sebzelerin en üstüne dizin.
-Biberleri de tepsinin üzerine yerleştirin.
-Domates salçasını 1 çay bardağı su ile açıp sebzelerin üzerinde gezdirin.
-Biber salçasından birer çay kaşığı alarak tepsinin her yanına parça parça yerleştirin.
-Yağlı kağıdın kalan parçasını açık yer olmayacak şekilde tepsinin her yerine sarın. Yağlı kağıdı birbirine kürdan yardımıyla tutturun. 
-Tuzunu ayarlayıp 200derece sıcaklıktaki fırında 1,5 saat pişirin.


LeylaK