30 Ocak 2011 Pazar

KESME ÇORBASI

KESME ÇORBASI

kesme-çorbası

Bugünkü hikayeme , bir önceki yazıda unuttuğum bir uyarıyla başlamak istiyorum :


"Beni buradan takip eden ; öncelikle kendi öğrencilerime,ardından tüm öğrencilere , gençliğini , yetişkinliğini , orta yaşlılığını(!) öğrencilerine adamış tüm meslektaşlarıma ve çocuklarının eğitimi için herşeyi göze alan bütün fedakar velilere iyi tatiller diliyorum."

Tatilimin 3. gününde , henüz geçen hafta denediğim bir çorbayı sizlerle paylaşmak istedim. İstanbuldaki çalışma günlerimde kardeşimin yanında kalırken keşfettiğim ve beğenerek yediğim bu çorbayı şimdiye dek denememiş olmam bana şaşırtıcı geldi.Neyse ki "geç kalmış sayılmam" diyerek yıllarca kardeşimin elinden tattığım kesme çorbasını kendi elimden yemeyi başardım :)

Bu çorba , pişerken etrafa yaydığı nefis kokusu ve tadı  bir yana , sadece besleyiciliği için bile denemeye değer. Ama yine de bir uyarı yapmadan geçmek istemiyorum. Yeşil mercimek ağır bir besin olduğu için mide ve sindirim sistemi rahatsızlıkları olanların bu besini doktoruna danışarak tüketmesinde fayda var.

Buyrun , besleyici ve mis gibi reyhan kokulu bir çorba hikayesi :
Kaynak : Kız kardeş :)

Malzemeler ( 6 porsiyon ):

3 + 2 lt su
2/3  su bardağı yeşil mercimek
1/2  su bardağı ev yapımı erişte makarnası
1 adet soğan
1 yemek kaşığı tereyağ
1,5 tatlı kaşığı domates salçası
1 çay kaşığı reyhan

Yapılışı:

-3 lt kaynamış suya damak tadınıza göre tuz ilave edip yıkanmış mercimekleri ekleyin ve yüksek ateşte haşlayın.
-Mercimekler haşlandıktan sonra tencerede koyu yeşil bir su oluşacak, o suyu süzün.
-Soğanı rondodan geçirin veya çok ince rendeleyin.
-Bir tencereye rendelenmiş soğanı ,süzdüğünüz mercimekleri alıp  2 lt kaynamış suyu ilave edin.Orta ateşte fokurdayana dek bekleyip üzerine erişteyi dökün.Erişteler haşlanana dek bekletin ( 6-7dk).
-Sos tenceresinde tereyağı eritip salça ve reyhanla 1 dk kadar kavurun.
-Erişteler haşlanınca reyhanlı sosu  çorbaya ekleyip tuzunu kontrol edin.


AFİYET OLSUN

LeylaK

28 Ocak 2011 Cuma

KIYIR POĞAÇA ( MAYASIZ )

KIYIR POĞAÇA ( MAYASIZ )


Beklenen gün geldi : 28 Ocak sömestr tatili.......En az öğrenciler kadar öğretmenlerin de umutla beklediği , "bu sefer dinleneceğim" vaatleriyle kendimi kandırıp , hep yorgunlukla tamamladığım 15 koca gün ....Ama kararlıyım "bu sefer dinleneceğim" :)

Karneler verildi , karneler alındı , kış mevsiminin gerçekten de kendini gösterdiği bu günlerde artık ara tatile girildi.Ve ben tatilimin ilk saatlerinde kendimi blog yazılarıma adamaya başladım bile. Zaten bu tatilden en büyük beklentim biriken tarif hikayelerimi yayınlayıp ikinci döneme temiz bir sayfa açmak :) Çünkü her tarif yazısı hazırlama girişimimde "bekleyenler"in hangi birinden başlayacağım konusunda kararsızlık yaşamaktan sıkıldım.Artık "beni yaz beni yaz" diye rüyalarıma giren kek dilimleri , çorba kaseleri görmek istemiyorum !!!! Yani sizin de anladığınız üzere bu tatil" çok çalışmam gerek" :)

Birkaç hafta önce annemin ameliyatı için memlekete gitmem gerekmişti. Yola çıkmadan bir gün önce kafamı dağıtmak , negatif şeyler düşünmemek için kendimi mutfağa adamış ve birkaç yeni tarif denemiştim. Ne güzel bir rastlantıdır ki tam da o gün tariflerine çok değer verdiğim blog yazarı arkadaşım Aslı bu poğaça tarifini yayınlamıştı. Tarifin içerisinde maya olmayışından cesaret alarak bunu denemeye karar verdim.Sonuç çok başarılı oldu. Çünkü ben şimdiye dek en az 10 farklı poğaça-açma tarifi denemiş ve hiç birinde yüzü gülememiş zavallı bir MAYAZEDEyim ..... Bu sıfatı da şimdi keşfettim ;)

İnsan bu kadar çok çeşit poğaça dener de hiç birinde mi kabarmayı sağlayamaz . "Elimde bir nasipsizlik var" deyip poğaça tariflerini denemeyi bırakalı 2 yılı geçti neredeyse. Bu tarifle yakaladığım başarı, benim için ne kadar büyük bir adım oldu tahmin edersiniz artık :) Bu lezzetten sonra, diğer gözüme kestirdiğim poğaça tariflerine sıcak baktığımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Hayır ! Ben asla bir daha mayalı poğaça tarifi deneyerek sinirlerimi yıpratma girişiminde bulunmayacağım. Canım poğaça istersen bu tariften başka gidecek yolum yoktur artık...

Cesaretiniz varsa eğer buyrun ; bir MAYAZEDEden mayasız poğaça hikayesi :


Malzemeler (30-33 adet):
2 adet yumurta (birinin sarısı üzerine)
250gr yumuşak tereyağı
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvıyağ
1,5 tatlı kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı şeker
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un( 3-4 su bardağı kadar)

İçi İçin:
1 su bardağı beyaz peynir +  1/2 su bardağı rendelenmiş kaşar,maydonoz,pulbiber

Üzeri İçin:
susam.çörekotu

Yapılışı:
-Derin bir cam kabın içerisine bir su bardağı un koyup malzemelerin hepsini ekleyip yumuşak ele yapışmayan bir hamur yapın.
-Peyniri ezip rendelenmiş kaşarla karıştırın.Maydonozları ince ince kıyıp pul biber ekleyip karıştırın.
-Hazırlanan hamuru cevizden biraz büyük parçalara ayırıp yuvarlayın. Her bir hamuru elinizle açın ,ortasına hazırlanan peynirli harçtan koyup kapatın.
-Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirip üzerlerine fırça ile yumurta sarısı sürün. Susam - çörekotu serpiştirin ve önceden 175 derecede ısıtılmış fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.
 

LeylaK

9 Ocak 2011 Pazar

KÖZLENMİŞ SEBZE SALATASI

KÖZLENMİŞ SEBZE SALATASI

 
Pişirme yöntemlerinin en sağlıklıklarından biri ,besini sönmüş ateşle doğrudan temas etmeden pişirmektir. Sadece sağlıklı demek yanlış olur, aynı zamanda en lezzetli pişirme tekniklerinden biridir de diyebiliriz. Mangalın ateşi sönmeye yüz tuttuktan sonra , birkaç cm yüksekliğe bir tel yerleştirip üzerine sebzeleri dizerek pişirdiğinizde ,bu sebzeden yapılan yemeğin tadının çok daha lezzetli olduğunu farkedeceksiniz. Benim vazgeçemediğim tarifim közlenmiş patlıcanlı karnıyarık da tıpkı böyle ortaya çıkmış bir yemek. O günden beri her mangal yanışında , sönmek üzere olan ateşte birşeyler pişirmek alışkanlık haline geldi. Yalnızca patlıcanı değil , patatesi , domatesi , biberi , mısırı da bu şekilde közleyerek yemeklerde kullanmanız mümkün.

Bu kadar ateşte sebze közlemekden söz ettikten sonra sanmayın ki bu salata tarifimin sebzeleri ateşte közlendi.Hayır,maalesef....Evde mangal yakacak bir yiğit olmadığı zamanlarda  sebzelerimi fırında közlemeyi tercih eden biriyim.İşte bu salata hikayem de böyle oluştu.Bir ramazan günü canım iftarda hafif birşeyler yemek istedi.Ben de çareyi patlıcan , biber ve domatesleri közleyip salata yapmakda buldum.Sonraları bunun közle pişirilenini de yemiş biri olarak benim tavsiyem , "közlenmiş sebze tariflerini deneyeceğiniz zaman hiç üşenmeyin , mangal ateşi kullanın , inanın buna değiyor" :)

Buyrun , biraz zahmetli bir salata hikayesi :
 
Malzemeler ( 2 kişilik ) :

4 adet kırmızı biber
2 adet domates
1 adet patlıcan
2 dal yeşil soğan
1 tatlı kaşığı sıvıyağ
Yarım limonun suyu

Yapılışı :

-Fırını 200 derecede ısıtın.
-Biberleri , patlıcanı ve domatesleri yıkayıp kurulayın.
-Fırın tepsisinin üzerine ızgarayı yerleştirip sebzeleri dizin.
-Fırında 10 dakika ön yüzleri kızardıktan sonra sebzeleri ters yüz edip 5 dakika da arka yüzleri kızarana dek bekletin.


-Fırını kapatıp birkaç dakika fırının kendi ısısında sebzeleri bırakın.
-Bir poşetin içine tüm sebzeleri koyup ağzını sıkıca bağlayarak 10dakika bekletin.Bu sayede sebzelerin dışı kolayca soyulacaktır.
-Poşette buharıyla beklettiğiniz sebzeleri soyup ince ince doğrayın.
-Salata tabağına doğranmış sebzeleri alın , üzerlerine ince kıyılmış yeşil soğanı ilave edin.
-Limon suyu,tuz ve zeytinyağıyla salata sosu hazırlayıp salatanızın üzerine gezdirin.
 
 

AFİYET OLSUN

LeylaK