O zamanlar ben çılgın bir blog takipçisi . Önüme gelen her yemek bloğunu izliyor , inceliyor , ilk yazısına kadar araştırıyor , denemek istediğim , çok beğendiğim tarifleri not ediyor ve yapmıyorum. Yayınlanan fotoğraflara hayranlıkla bakıyor , uzunca yazılmış tarif hikayelerine imreniyorum. Benimse bloğumda yalnızca "fındıklı cevizli kurabiye" tarifi var , onun da karanlık bir fotoğrafta nerdeyse kendisi bile seçilmiyor...
O blogları hayranlıkla izlemeye devam etseydim , muhtemelen şuan hâlâ izliyor olacaktım ; yalnızca "izliyor". Çünkü o dönemlerde takip ettiğim hiçbir blog bende izlemekten öte bir duygu yaratmadı. Ta ki O'nu bulana dek , Cenk'i , blog adıyla Cafe Fernando'yu ...
Bulmak diyorum çünkü başarılı bir blog yazarı olabilmek için birilerinin beni harekete geçirmesi gerektiğini biliyordum ve o birileri beni değil ben onu bulmalıydım. Harekete geçirmek dediysem "hadi sen bunu yaparsın" değil , "bunu benden daha iyi yapamazsın" demekten söz ediyorum. Evet, Cenk'i ilk okuduğumda tam da bunları geçirdim aklımdan "bunu O'ndan iyi yapamam!" ...
Tabiki o günden bugüne çok şey değişti. İlk dönemlere ait neredeyse hiçbir tarif bırakmadım bloğumda. O kötü fotoğrafları , her cümlenin sonuna gülücük eklenmiş yazıları saklayacağımı düşünmemiştiniz herhalde ! Cenk'ten not edip denediğim ilk tarifle yalnızca mutfak hayatım değil fotoğraf çekimlerim , yazı stilim , kurduğum cümleler hatta mutfak aletlerim bile değişti. Plastik olan hiçbir şeyi özellikle kek-pasta-kurabiye yapımında kullanmamayı öğrendim. Plastik yumurta fırçasını , çay süzgecini atıp kendime onlardan çelik saplı birer tane aldım . Çikolata ve tereyağı benmari eritmek için büyük çelik bir kase , fotoğraflarda kullanmak için ahşap bir doğrama tahtası (nerdeyse tüm fotoğraflarımda var) ve küçük bir sos kabı temin ettim. 18cmden 26cme kadar her boy kelepçeli kalıp , tart kalıpları , muffın kalıbı ve kağıtları , en kaliteli yağlı kağıtlarla doldurdum rafları. En önemlisi ise çikolatanın en az %70 kakaolu olanını kullanmayı öğrendim , hatta ilk zamanlar o çikolataları bulabilmek için 80km yok gitmem gerekti. Kısacası Cenk'te ne gördüysem en azından ona en yakın seçeneği aradım. Çünkü o tarifleri denemeliydim...
Bu kadar denenmiş tariften sonra birşeyler beni içimdeki Cenk meselesini anlatmaya yöneltti. Benim keşfedip dur durak bilmeden yazılarının peşinden koştuğum , başarılarına alkış tuttuğum , zümrüt yeşili gözlerine hayran kaldığım , "bir erkek hem bu kadar başarılı-yetenekli , hem de bu kadar yakışıklı nasıl olur?" diye hayıflandığım Cenk'i hala tanımayanlarınız varsa bu cehaletten sıyrılsınlar istedim.
Benim Cafe Fernando'nun içinde kayboluşumun üzerinden tam olarak 32 ay geçti. Bu 32 ayın üzerine henüz ilk gördüğüm tarifi denememiş olmak beni biraz üzdü. Ben O'nun tarifindeki gibi frambuaz ve kayısı marmelatı değil erimiş bitter çikolata kullanmayı seçtim. Denemek isterseniz siz de tarifin orjinalinde olduğu gibi marmelat kullanabilirsiniz. Hatta karamel sos bile denenebilir.
Cenk , 20 ay önce Sonuç Reklam'daki işinden ayrılıp reklamcılıktan blog yazarlığına terfi etti (Bence "fotoğrafçı" da demeliyiz). Şu sıralar vaktinin bir kısmını bloğuna bir kısmını da üzerinde çalışmakta olduğu yeni kitabına ayırıyor. O yazıyı yazıp bize güzel haberi verdiğinde Cafe Fernando 4 yaşındaydı ve yazıyı nasıl heyecanla , içim titreyerek okuduğumu çok iyi hatırlıyorum , adeta kelimeleri yutmuştum. İşte o günden beri ben Cenk'ten bu işin fedakarlık , çaba ve sonsuz bir azimle olabileceğini öğrendim.
Birgün O'nun gibi vaktinin çoğunu bloğuna ayıran bir yazar olmak ümidiyle ...
Keyifle okuyunuz.
Not : Cenk'in hakkında daha fazla ayrıntı ve birkaç fotoğraf eklemek isterdim fakat izni olmadan bunu yapamazdım. O'nunla ilgili daha fazlasını öğrenmek için buraya bir uğrayın.
Malzemeler (25 adet ) :
(Facebook sayfamızı takip edip, tariflerden anında haberdar olabilirsiniz , TIKLAYIN )
Kaynak : Cafe Fernando
1 su bardağı (140 gram) un
140 gram kavrulmuş fındık
125 gr. tereyağı, oda sıcaklığında
1/4 su bardağı şeker
80gr bitter çikolata (%70 kakaolu)
Yapılışı :
-Fırınınızı 180 C’de ısıtın.
-Kavrulmuş fındıkları bir yemek kaşığı şekerle birlikte mutfak robotunda un haline gelene kadar çekin. Bir kaba aktarıp unla birlikte karıştırın.
-Oda sıcaklığınadaki tereyağı ve şekerin kalan kısmını 5 dakika çırpın. Bu karışıma azar azar un ve fındıklı karışımdan ilave edip homojen bir kıvam alana dek yoğurun. Oluşan hamuru streç filme sarıp 30 dakika buzdolabında dinlendirin. Yuvarlaması da kolaylaşacaktır.
-Bir kesme tahtasına yağlı kağıt serin. Hamurdan çay kaşığı büyüklüğünde parçalar koparıp avucunuzda top haline getirin, kesme tahtasına koyun ve parmağınızla ortasına iyice bastırarak bir boşluk açın.
-Kalan tüm hamura bu şekli verin. Kurabiyeleri kesme tahtasıyla birlikte buzluğa yerleştirin ve parmağınızla bastırdığınızda göçmeyecek kadar sertleşene dek (yaklaşık 10 dakika) bekletin. Ben sabırsız davrandım yalnızca 7dk tuttum ve bunun sonucunda benim daha az çukurlu kurabiyelerim oldu.
-Çikolatayı benmari usulü eritip oda sıcaklığına getirin.
-Buzluktan çıkardığınız kurabiyeleri yağlı kağıt serili fırın tepsisine geniş aralıklarla dizin ve15 dakika pişirin. -Kurabiyeler oda sıcaklığına geldikten sonra ortalarındaki boşluklara erimiş çikolata koyun.
Cenk'ten alıp denediğim tariflerin karışımından oluşan bir fotoğrafı da bu yazıyla görücüye çıkarıyorum. Dükkan'la kalın...
LeylaK
