Turkcell 2011 Blog Ödülleri jüri değerlendirmesi sonucu kategorsinde dereceye giren ilk üç blogdan biri senin. :) Tebrikler ...
Blog Ödülleri ekibi.
Başka birşey dememe gerek olmadığından değil , heyecan ve mutluluktan birşeyler yazacak halim olmadığından burada kesiyorum. Anladınız sanırım ;)
Oylama sırasında beni destekleyen tüm Dükkan severlere teşekkürler.
Biz 5 Ocak Perşembe akşamı Poin Otel Barbaros'ta ödül töreninde olacağız.Ödül törenine davetli olarak katılmak isterseniz Blog Ödulleri sizi yönlendiriyor.
Trabzon'a tayin başvurumu yaptım. Başvurumun Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanması Bursa'daki günlerimin sonuna yaklaştığının bir habercisi. Gözümüzle görüp inanmamız içinse tam 7 günümüz kaldı.
Zamanın giderek daralmasından mıdır yoksa hergün gördüğüm arkadaşlarımın , komşularımın , çocuklarımın 1 ay sonra gözlerinin içine bakamayacak olmamdan mıdır nedir içimde bir burukluk oluştu. Sonra oturdum , bu kentin bana neler kazandırdığını düşünüp içini ferahlatmayı denedim ( Hemen gözünüz korkmasın.Liste fazla uzun değil !).
Belki ilerleyen günler Tek Başına Yaşam Dersleri'm bittiğinde Bursa'dan Alıp Götürdüklerim diye bir seri başlatır ve bu kentin 4 yılda bana neler verdiğini sizlerle paylaşırım. Ama bugün yalnızca tek birşeyden söz etmeye niyetliyim.
Ekim ayı günlerinden biriydi (Hangisiydi bilmiyorum, bu kadarını bile hatırlamam mucize!). Bu şehirde yaşamaya başladığım ilk günün üzerinden 3 ay , bu okulda çalışmaya başladığım ilk zamanların üzerindense yaklaşık 2 ay geçmişti. Bir pazartesi sabahı töreninde tanıştım O'nunla. Zayıf , incecik , sarı saçlı , beyaz yüzlü bir kadın olmasının beni etkileyen hiçbir yanı yoktu. O'nu aklımda unutulmaz kılan ilk şey hayranı olduğum şehrin aşık olduğum semtinden geliyor olmasıydı . Leyla'nın yaşadığı topraklardan gelenlerin kokusunu "belki Leyla kokar" diye içine çeken Kays misâli benim de "belki Üsküdar kokar" diye sırnaştığım çok olmuştur O'na...
Sonra bir gece bir gündüz derken dost olduk O'nunla. Makarna yaptık yedik , kahvaltı ettik , mis gibi Türk kahvesi kokan mutfaklarda kahve falı atıştırdık , Aşk-ı Memnu izledik , Üsküdar'a gitme hayalleri kurduk , bu kenti birbirimize şikayet ettik , yani çok şey paylaştık (Bunları yalnız yapmadık tabi, yanımızda Özge dost da vardı.Şimdi bu yazıyı okuyup kızmasın bana ben nerdeyim diye:)). Hatta Üsküdar sokaklarında bile gezindik...
Sonra birgün ben O'nun Ruh Eşi'yle tanıştım. İşte benim geçmişime , ruhuma , yaşantıma dokunan bu dostluk bundan sonra kalbime daha çok dokunmaya başladı. Çünkü O ve O'nun Ruh Eşi billur gibi sesli iki insan kalbime dokunan şarkılarıyla beni tanıştırdılar.
O'nun sesini kayıtlı olarak ilk bu şarkıyla dinledim. Bu şarkının ardından Bekleyiş , Gece,Matem ve Gözlerin ve Hüsranadlı şarkılarıyla da tanıştım. Hatta Hüsran art arda 8-10 kere kendisini bana dinlettirmeyi başardı. Ama hiç biri Yine de Sev gibi olmadı...
Bu kent bana 2 güzel dost , bir de dinledikçe dinlenilesi gelen bir şarkı kazandırdı. Söyleyen Çiğdem KARTAL TOKER , yani O . Tüm şarkıların söz ve müziği ise Ruh Eşi'ne ait , yani Hikmet TOKER'e. İşteYine De Sev En Baştan...
NOT : Diğer şarkıları dinlemek için şarkı isimlerinin olduğu bağlantıları tıklayınız. Bu arada O ve Ruh Eşi İstanbul'da müzik öğretmenliği yapmaktalar. Umarım ilerde onları bu sahte müzik piyasasının gerçek müzisyenleri olarak görürüz...
Şarkıyı kapılıp gitmeden önce tarifi okumayı ihmal etmeyin. Buyrun , çikolataya doyacağınız bir pasta hikayesi :
2 paket yulaflı bisküvi
1/2 su bardağı ceviz
2 yemek kaşığı tereyağ
Çikolata Kreması İçin Malzemeler :
3 su bardağı süt
2 çay bardağı şeker
1 çay bardağı un
2 tatlı kaşığı mısır nişastası
1 adet yumurta sarısı
1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz
150 gr bitter çikolata (%70 kakaolu)
Çikolata Sosu İçin Malzemeler :
100 gr bitter çikolata (%70 kakaolu)
1 yemek kaşığı sıvıyağ
Yapılışı :
-Bisküvileri ceviz ile rondoda un haline gelene dek çekin.
-Bisküvilerin için eritilmiş tereyağ ilave edip elinizle yoğurun
.18cmlik kepekçeli kalıbın tabanını yağlı kağıt ile kaplayıp bisküvili
harcı bu tabana elinizle bastırarak serin. Buzdolabına koyup 30 dk
bekletin.
-Krema için süt , un , nişasta , yumurta sarısı ve şekeri tel
çırpıcı ile homojen bir karışım olana dek çıpıp orta ateşte pişirin.
-Krema malzemeleri muhallebi kıvamına geldiğinde içine ince ince
doğranmış 150 gr bitter çikolataları ekleyin ve mikserle çırparak tüm
çikolatanın erimesini sağlayın ( bu esnada ocağın altı kapalı olacak).
-Çikolata kremanın içinde tamamiyle eridikten sonra dövülmüş
cevizleri de ilave edip 5dk daha çırparak hem kremanın soğumasını hem de
daha sürülebilir kıvamlı bir karışıma dönüşmesini sağlayın.
-Soğuyan
kremayı buzdolabından çıkardığınız bisküvi tabanının üzerine yayıp
kalıbı tekrar buzdolabına alın. Pastanın servisten önce 3-4 saat
buzdolabında kalmasını sağlayın.
-Servis etmeye yakın 100gr bitter çikolatayı benmari usulü eritin ve sıvıyağı ilave edip karıştırın.
-Çikolata sosu ılındığında pastayı dikkatlice kalıptan çıkarıp servis tabağına alın. Üzerine çikolata sosunu dökün.
-Üzerini veya dilimledikten sonra yan duvarlarını yarım cevizlerle kaplayarak servis edin.
DİKKAT : İçindeki çikolata ve ceviz miktarından ötürü oldukça yoğun tadı olan bir pasta çıkacak ortaya. Bu yüzden servis ederken ufak dilimlere bölerek servis edin. Biz bu pastayı 3 günde zor bitirdik :) Üzerine fıstıklı dondurma nefis oldu !
Yalnız yaşamımın son bulmasına 33 gün kala tek başına yaşamanın keyfi beni iyice sardı. 2. tek başına yaşam dersimizin konusu da işte beni saran bu keyfe yönelik. Yani ilk yazıda alevlenen tek başına yaşam arzun bu yazının sonunda doruk noktasına ulaşacak, dikkat ! Buyrun , tek başına yaşam dersleri 2 :
Tek başına yaşam keyiflidir.
Kalabalık ailelere nazaran tek başına yaşarsan ;
Çalan zili duymama gibi bir lüksün vardır. Müzk dinliyorsundur veya banyodasındır !
Biri kullanmak zorunda olduğu için banyodan çabucak çıkma telaşın olmaz. Derin buruşana dek sıcak suyun tadını çıkarabilirsin. Hatta banyonun kapısını açık bırakıp müziğin sesiyle banyo yapmanın ne demek olduğunu bile öğrenrsin.
Yüksek , hatta çok yüksek sesle müzik dinleyebilirsin (Şu sıralar Duman'ın Helal Olsun şarkısı Power Turk'e her çıktığında yaptığım gibi). Kulaklıkla bile dinlesen "biri birşey mi dedi? biri mi düştü" gibi paranoyakça şeyler düşünmezsin çünkü düşecek ya da sana seslenecek birileri yoktur.
Evde çıplak dolaşmayı denersin , hoşuna giderse birileri gelene dek böyle gezinebilirsin.
Tek kişilik kahvaltı hazırlar ve bunun tadını çıkarırsın. Yumurtayı rafadan pişirir ,
ekmeği istediğin kadar çok çeşit alırsın (cevizli , kepekli). Kimse "ooo bunları mı yiyceksin?" demez.
Tek başına yaşam özgürlüktür.
Eve girdiğin an oda kavramı olmaksızın özgür bir alana giriş yaparsın. Banyo , mutfak , salon ve koridorda kimsecikler olmadığı için evin her yerini istediğin gibi kullanma hakkın vardır. Yani tek başına yaşarsan ;
İstediğin şarkıya, filme istediğin zaman ağlama özgürlüğün vardır. Birileri var diye kendini kasmaz veya bi banyoya kadar gidip gelmek zorunda kalmazsın.
Klozetin kapağını açık da bırakabilirsin kapalı da. Kimse sana
açık bıraktığın için trip atmaz . Veya açık bıraktığı için sen bir
başkasına bunun aynısı yapmazsın !
Birilerine bağlı olmadığın için hangi saatte yatıp kalkacağına ,
kahvaltının ne zaman yapılacağına , markete ne zaman gidilmesi
gerektiğine sen karar verirsin.
Evde ne yiyilip ne içileceği yalnızca sana bağlıdır. Dolmada et
yemeyen , kekte fındığı beğenmeyen , çayda bergamut istemeyen birileri
olmaz. Makarnaya ceviz koymanın , çaya karanfil atmanın , bozaya kestane
ufalamanın oluşturduğu tadı denersin.
Evin istediğin yerinde uyuyabilirsin. Hergün başka bir yatakta
yatma zevkin vardır. Salondaki kanepe , mutfaktaki sandalye veya
yerlere serpilmiş koca minderlerin hangisini istersen o senindir.
Evdeki hiçbir eşya senin haberin olmadan kılını bile kıpırdatamaz.
Telefonunu buzdolabının üzerine , çantanı salondaki kanepeye , montunu
yere koyabilirsin , her zaman bıraktığın yerde kalır (eşimin en çok
vahlandığı konudur vesselam)
Gecenin kör vakti uyandıysan televisyonu açıp istediğin kanalı
izleyebilir , kendine sandviç yapabilir , kahve pişirebilir , hatta
mısır patlatabilirsin. Alt komşun bu seslerden rahatsız olacak değil ya !
Eve geç gideceğin zaman birilerine haber vermek zorunda kalmazsın. Telefonun şarjı bitince telaşlanmazsın.
Sesin berbat bile olsa şarkı söyleyebilirsin.
Yazacak daha onlarca madde varken yazıyı burada sonlandırmamın sebebi bana daha fazla imrenmenizin önüne geçmek. Tek başına yaşamanın özgür ve keyifli yanlarına ilerde tek başına yaşam dersleri 3 'te devam edeceğim. Tek başına yaşam derslerinin sonuncusunun konusu ise tamamiyle dezavantajlarına yönelik olacak. Sanırım o zaman listeyi sıraladığımda şimdikinin ancak yarısı kadar yer tutacak. Çünkü tek başına yaşam içinden çikolata akan dondurma kadar lezzetli. Tadına bir kere varırsan bir daha hiç bir tatlı onun kadar lezzetli gelmez sana...
Buyrun , çok kişiyle tadına bakılmış bir ekmek hikayesi :
Malzemeler (Baton kalıp) :
Kaynak : Bayan Eli' nden uyarlanmıştır.
500 gr beyaz un
12 gr yaş maya
220 ml ılık su (1 su bardağı + 2 yemek kaşığı)
2 yemek kaşığı zeytinyağ
1, 5 çay kaşığı tuz
120 gr zeytin ( çekirdeği çıkarılmış ve küçük kesilmiş )
Yapılışı :
-Taze mayayı 50 ml su ile karıştırarak eritin. -Beyaz un ve tuzu derin bir kaba alıp karıştırın. Karışımda çukur açın ve içine eritilmiş yaş mayayı
koyun. Ortadan dışarı hareketlerle sıvı emilene dek karıştırın. Geri kalan
ılık suyu ve zeytinyağını koyun 20 dakika yoğurun. -Nemli ve ele yapışmayan bir hamur elde ettikten sonra hamura yuvarlak bir
şekil verin. Üzerini streç filmle kapatın. Oda sıcaklığında 1-1,5 saat kabarması için dinlenmeye bırakın. Hamur
kabarınca 1 dakika kadar yumruk darbeleriyle hamurun içindeki havayı yok
edin. -Hamuru 2-3 dakika daha yoğurun.
Zeytinleri hamurun içine koyup üzerine nemli bir bez örterek 40 dakika dinlenmeye bırakın.
-Kalıbı sıvıyağ ile iyice yağlayın ve unlayın. Hamuru kalıbın içerisine oturtup yayın. Dilerseniz üzerini su ile ıslatıp haşhaş veya çörek otu serpin. -Önceden ısıtılmış 220 derecelik fırınada 20-25 dakika pişirin.
Pişen ekmeği fırından çıkarttıktan sonra 1 saat altı hava alacak
şekilde tel bir ızgaranın üzerinde dinlendirin. Böylece nem yapıp yumuşamasını önlemiş olursunuz.
Peki pişen zeytinli ekmeğinizi ne ile tatlandırabilirsiniz ?
Herşeye Nutella süren ben bukez bunu yapamadım. Onun yerine ekmek dilimlerinin üzerine krem peynir sürdüm.
Krem peynirin üzerine dilimlenmiş domates fena olmadı. Peki zeytinli ekmek dilimlerini başka ne ile şenlendirebiliriz?
Mutluluk bombardımanından korunmak için lütfen yanınıza 1 paket bitter çikolata alıp kaskınızı takınız !
12.12.2011 gününü tarihe altın yaldız , gümüş sırma , bakır kaplama , elmas işleme harflerle kazıyorum. Sebep ? :
1 Ekim günü Keçi Peynirli Yumurtalı Ekmek tarifimin yanına Gidiyoruz 'Galiba' başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazının ardından 2 Kasım'da İzmir Köfte tarifimin yanına Sessizlik yazımı ekleyip başınıza bela olmuştum. Hemen ardından gelen Pamuk Eller 'Mektup'lara yazısı içler acısı durumumu gözünüze gözünüze sokmaya yetmişti. Tek Başına Yaşam Dersleri 1 her nekadar tebessümle okuduğunuz bir yazı olsa da bir çoğunuzun yüksek sesle "olmaz olsun böyle şey" dediğini duymuştum 1 hafta önce.
Tabiki bu yazılarımın oldukça güçlü bir sebebi vardı. Evli ama birkaç aydır eşinden uzakta yaşayan ve daha ne kadar süre böyle yaşayacağı bilinmeyen bir öğretmendim. Şükür ki 'anlatan' ve anlattıkları 'okunan' bir öğretmendim.
Okuyan herkes benim için dua etmiş olmasaydı böyle bir mucize gerçekleşir miydi bilmem. Mucize. Benim için mucizenin adı ; Haziran sonuna dek iptal edilen eş özrü tayinlerinin benim gibi garibanlar için önümüzdeki ay son kez yapılacak olması ...
Bunu size tercüme etsem daha etkili olacak ; önümüzdeki 45 gün birkaç 'tek başına yaşam dersi'nin ardından bir daha açılmamak üzere yalnız yaşama defterini kapatıyorum.
Tek başına bu bile 12 Aralık
tarihini benim için değerli kılmaya yeterdi aslında. Ama dün öyle bir
haber aldım ki , bir kaza sonucu hafızamı yitirsem bile uyandığımda "ben
kimim?" yerine "BÖ 2011'de kim finalde?" sorusunu soracağıma eminim !
Geçtiğimiz
yıl ilkkez katıldığım , ilk elemeyi geçtiğimi öğrendiğimde dahî havalara
uçtuğum , herkesi arayıp Turkcell faturamı şenlendirdiğim Blog Ödülleri
2010'da bu yıl halk oylamasını da geçip Türkiye'nin en iyi 10 yemek
bloğu arasına girmiş olmam bana 1 dakika 20 saniyelik bir şok yaşattı
(Amma uzun cümle oldu). Haberi , yayınlanmayı bekleyen yorumları açtığım
anda ilgiyle takip ettiğim çılgın insan Nisa'nın yorumunu okuyunca öğrendim (Sana bu müjdeden ötürü bir kartpostal gelecek Nisa). İnanamayarak hemen Blog Ödülleri'nde jüri oylamasına kalan blogların listesini açtım. Bingo ! Leyla'nın Kahve Dükkanı 5. sırada bize göz kırpıyor...
Geçen
yıl BÖ 2011'de ilk 10'a gireceğim söylense asla inanmazdım. Hiç
aklımızda yokken âniden Trabzon'a yerleşeceğimiz söylense güler
geçerdim. Bunların ikisinin haberini aynı gün öğreneceğimi duysam kulak
asmazdım. Ama oldu işte. Ben şimdi bu 12.12.2011'i vücuduma dövme
yaptırmayayım da kim yaptırsın? (Fena fikir değil!)
Okuduğu her satırda kendini benim yerime koyup eşime ulaşmam için dualar eden ve beni Turkcell Blog Ödülleri 2011 Sana Yemek Blogları kategorisinde destekleyen Dükkan takipçilerine cânı yürekten teşekküler.
Yazdıkça yazası geliyor insanın. Ben bir fincan ıhlamur kaynatırken siz de tarifi bir yerlere not edin.
2 paket yulaflı bisküvi
1 paket vanilyalı kremşanti
1 su bardağı süt
1 yemek kaşığı toz jelatin
2/3 su bardağı sıcak su (kaynar değil!)
50 gr bitter çikolata
Renkli şekerlemeler
Yapılışı :
-Malzeme listesinden anlaşılacağı üzere ilk olarak KÖPÜK KREMA yapıyoruz. Köpük Kremayı daha önce Bisküvili Muffın tarifinde kullanmıştık. Böyle orjinal fikirler için oldukça kıvamlı ve güzel şekil alan vazgeçilmez bir krema tarifi oldu benim için. Köpük krema için :
Suyu 80 derecede ısıtın veya kaynatıp 3 dakika oda ısısında soğutun. İçine toz jelatini ekleyip hızlıca karıştırın ve eritin.
Kremşantiyi süt ile çırpıp 5-6 dakika buzdolabında bekletin.
Ilınmış jelatinli su ile soğumuş kremşantiyi bir kaba alıp birkaç dakika mikserin yüksek hızıyla çırpın
-Çikolatayı benmari usulü eritin.
-Bisküvileri bir tepsiye dizin.Köpük kremayı sıkma torbasına doldurup bisküvilerin üzerine tepecikler oluşturacak şekilde sıkın.
-Bu işlemi hızlı yapmanız gerek çünkü krema oda ısısına yaklaştıkça eiriyip kıvamını kaybediyor. Üstteki fotoğraf ilk sıkıldığı andan. Alttaki ise fotoğraf çekilmeyi beklerken güneşin sıcağıyla kıvamını kaybetmiş kremadan görüntüler.
-Krema sıkma işlemi tamamlanınca bisküvileri buzdolabına koyup 15 dakika bekletin.
-Renkli şekerleri bir kaseye boşaltın. Her bir bisküviyi şekerlemelerin içine daldırıp kremanın her tarafının kaplanmasını sağlayın.
-Çikolatayı bir çay kaşığı yardımıyla kremanın üzerinde gezdirin. DİKKAT :Bisküvileri çikolatanın içinde daldırmayın , kremadan kopan ufak parçalar jelatin içerdiği için çikolatayı anında donduruyor , ne yaparsanız yapın çözünmüyor, bu yüzden elimde yalnızca 3 tane çikolata kaplı kremalı bisküvü kaldı :)
-Çikolata kaplı bisküvileri 15 dakika buzdolabında bekletin.
UYARI : Yulaflı bisküvi yumuşak yapılı bir hamur olduğu için üzerine eklenen malzeme onu ıslatıyor. Bu yüzden bu tarifi servis etmeden yarım saat önce hazırlamalı ve hemen tüketmelisiniz. 'Ben yumuşak da yerim' diyenler bu uyarıyı dikkate almasın.
Yazardan uyarı notu :Bu yazı ders vermek amacıyla yazılmamıştır (zaten onu hergün 6 saat yapıyorum). Keyif alabilmek için ciddiyetsizlikle okuyunuz.Yazıya şu şarkı eşliğinde devam ederseniz göz seğirmeleriniz , kalp çarpıntılarınız , ağız kuruluklarınız ve baş dönmeleriniz minimum düzeyde olacaktır.
"Yalnız kalmak bir ilaç mıdır yoksa hastalığın ta kendisi mi ?" (Zakkum-Hipokondriyak şarkısından)
Bir aydır yalnız yaşıyor olmam bu soruya cevap verebilmem için yeterli değil bence. Bu konuyu şubat-mart aylarında tekrar görüşelim. İlk dersimizde yalnız yaşamanın ne olduğunu sorgulamak yerine insana kazandırdığı pozitif yönlerden söz edelim. Buyruın , tek başına yaşam dersleri 1 :
Tek başına yaşamak ekonomiktir :
Sizi can damarınızdan vurmak amacıyla böyle bir girişle başlamayı seçtim. Avrupa ve ABD'nin ekonomik krizle boğuştuğu ; dolara, avroya, altına güvenin kalmadığı şu günlerde oğlak burcu insanının ekonomiden daha büyük kaygısı olamaz bence.