Bugünlerde ;
'İçimin tünellerine girer girmez bir fener alıyorum elime... Buralar çok karışık, kaç defa geldim , gene de hep kayboluyorum.'
Bir Elif Şafak merakı oluştu bende. Tarzını sevdiğimden değil, arada bir kadın olduğumu anımsayıp duygusallaşıyorum sadece.
3 ayrı kocaman pencereden engelsiz , binasız , ağaçsız bir şekilde uçsuz bucaksız Karadeniz'i görüyorum. Önüne geçebiliyor muyum yalnızca çam ağaçları kaplı bir ormanı görebildiğim eski evimi anımsamamın ? Bilmiyorum...
Geceleri her uyandığımda, ağır ağır kıyıya vuran denizin dalga seslerini dinliyorum. Engelleyebiliyor muyum eski evimin kuş seslerini özlemeyi ? Bilmiyorum...
Ailem , arkadaşlarım bir çığlık kadar yakın bana. Alıkoyabiliyor muyum kendimi , geride bıraktığım arkadaşlarıma gitmek için yürüdüğüm yolları hatırlamaktan ? Bilmiyorum...
Soğuk yok, kar yok, ılık bir hava var yalnızca sokaklarda. Peki kışı kış gibi yaşadığım , 5 ay bolca üşüyüp yazın şiddetle terlediğim sokakların kokusunu hafızamdan silmeme sebep olabiliyor mu ? Bilmiyorum...
Eski...eski olan her şey iyiydi. Yeniler de böyle sevilebilecek mi ? Bilmiyorum...
Bilmediğim çok şey var geleceğe dair. Ama yan binanın altındaki fırında pişen mis gibi ekmeğin içine taze tereyağı koyup yemeyi bırakmazsam biran önce, yakın zamanda bol bol kepekli besine ihtiyaç duyacağımı çok iyi biliyorum.
Taşındım ... Kaza yapan nakliye kamyonundan geri kalanları toparlayıp tamamiyle yerleşmek tam 16 günümü aldı. Son anda nakliye kamyonuyla gelmekten vazgeçen eşimin , kaza anında o kamyonun içinde olmayışına sevinmek dışında beni teselli edebilecek pek bir şey yok. Çok sevdiğim eşyalarımın bir kısmı hırpalandı, zedelendi, bir kısmı kullanılamayacak hale geldi, bir kısmını göremedim bile, ben müdahale etmeden çöpe gitti...
Hasılı kelâm , bir şeyler karalamak için evde tüm eşyaların yerli yerine oturmasını bekledim. Birkaç gündür yorgunluğumu kısmen üzerimden atar atmaz münasip ve kısa bir dille size son durumu ilettim. Sanırım anlaşılmıştır.
Buyrun , tadı isminden daha güzel bir pilav hikayesi ;
Malzemeler (5 kişilik) :
1 su bardağı kepekli pilavlık bulgur
1 adet orta boy soğan
1 adet orta boy yeşil biber
1 adet orta boy kırmızı biber
1 adet orta boy patlıcan
2 adet orta boy domates
1 tatlı kaşığı biber salçası
1 çay kaşığı kırmızı toz biber
1,5 su bardağı sıcak su
1,5 yemek kaşığı tereyağ
Yapılışı :
-Bulguru bulanık suyu akana dek yıkayın.
-Soğanı , patlıcanı ve domatesleri küp şeklinde doğrayın. Yeşil ve kırmızı biberi ince dilimler halinde kesin.
-Tereyağı eritip soğanı rengi pembeleşmeyecek kadar kavurun (3dk).
-Kavrulan soğanlara yeşil ve kırmızı biberleri ekleyip sürekli karıştırarak biberler yumuşayana dek kavurun.
-Patlıcan , domates ve salçayı ilave edip ocağın altını kısın. Tencerenin kapağını kapatın ve sebzelerin yumuşamasını bekleyin (5dk).
-Yıkanmış , süzülmüş bulguru sebzelere ilave edin.
-Sıcak su , tuz ve kırmızı toz biberi ekleyip son kez karıştırın. Kısık ateşte bulgur suyu çekene dek pişirin.
-Pişen pilavın içindeki nemi almak için kapağa havlu veya peçete yerleştirip tenzereyi bir örtüye sararak 15 dakika dinlendirin.
-Mutlak surette turşu ve ayran ile servis edin.
LeylaK