30 Haziran 2012 Cumartesi

TAZE OTLU SEBZELİ OMLET ve 'BODRUM Dediğim'

TAZE OTLU SEBZELİ OMLET ve 'BODRUM Dediğim'



Toplam 107 saattir tatildeyim. Ve evet görgüsüzler gibi bunu cümle aleme duyurabilirim. Öyle ki günlerdir elimi notebooka uzatıp da interneti açasım gelmiyor. Hele biraz daha dinleneyim , o zaman Bodrum'da yediğim , içtiğim , gezdiğim ne varsa bir Bodrum Rehberi yazısıyla yayınlayacağım. 5 yıldır Bodrum dışında bir tatil yöresi görmemiş , artık Bodrum'suz bir tatili hayal dahi edemeyen , Halikarnas sevdalısı biri olarak bu benim hakkım ! Hatta şimdi farkettim , geç bile kalmışım !

Yarın , sizi pazara gönderip avuç avuç ot aldıracak bir kahvaltı hikayesi olacak buralarda. Takipte kalın...


Hiç öyle imrenmek , kıskanmak , fesatla göz dikmek falan yok. Uslu uslu okumak , her satırda bir oh çekmek var .

Benim Bodrum dediğim ; 
  • En geç 8'de , taze demlenmiş çayın kokusuyla uyandığım , bahçedeki defne ağaçlarının ulu dalları sayesinde güneşin zor bela pencereden içeri sokulduğu , denizden gelen serin esintinin sıklıkla kendini hissettirdiği bir günün sabahıdır...
  • Bahçede yine aynı defne ağaçlarının gölgesinde , pembe domates , bir dilim ekmeğin üzerine sürülmüş yoğurt kaymağı , yumurta , çilek-kayısı reçeli ve bol bol cırcır böceği sesiyle yapılmış bir kahvaltıdır...
  • Plaja inen çoğu orta yaşlı , aralarında tek tük benim gibi erken yatıp erken kalkan gençlerin de bulunduğu tatilcilerin peşinden kumsala inip, temiz , durgun , sakin sabah denizinin tadını çıkarmaktır...
  • Öğle saatlerini mutlak suratte bahçe serinliğinde geçirip , hatta mümkünse az biraz öğle uykusunun tadına bakmaktır...
  • Bodrum'un dışında da bir dünya olduğunu hatırlayıp arada bir radyodan haberleri dinlemektir...
  • Gümüşlük'ten denize inen bayırdaki el yapımı takı tezgahlarının bir öbürüne bir diğerine bakıp başını döndürmektir...
  • Birkaç yıl öncesine dek hizmete açık olan , şimdilerde yalnızca uzaktan seyredebildiğim , dünyanın yürüyerek gidilebilen nadir adalarından olan Tavşan Adası'na , denizden usulca yaklaşıp çaresizce geri dönmektir...
  • Perşembe günleri yatak döşek hasta da yatsam , iki elim kanda da olsa görmek zorunda olduğum Yalıkavak pazarına gidip , her bir taze sebze-meyvenin kokusunu içine çekmektir. Dünyaca ünlü bir çok markanın ucuza satıldığı tezgahlarda kaybolup , kendime en uygun birkaç parça giysiyi güç bala alarak yaklaşık 3-4 yıl eskitemeden giymektir...
  • Yalıkavak pazarından çıkıp , belediyenin sahildeki tesislerinde Trabzon'da bile içemediğim kadar lezzetli bir çay içip , fırından çıkan tazecik simitin tadına bakmaktır (Deniz kenarında otururuz ki balıklar da biraz simidimizden nasiplensin , zaten dönüp duruyorlar yanımızda :))...
  • Akşam üzeri Bodrum'a inip (Biz 25 km uzaktayız) , gündüzleri çok sıcak olan çarşıda, kısmen serin olan akşamların keyfini sürmek , üzeri asmalarla örtülü sokaklarda sürekli İngilizce nidalarla bağıran esnafa pek kulak asmayıp , envayi çeşit çanta-cüzdan ve ayakkabı tezgahında kaybolmaktır... (Marka taklidi ürünleri çok fahiş fiyata satıyorlar, kanmayın!)
  • Gezinirken sahildeki ünlü dondurmacılardan birinde ufak bir mola verip , bir dolu kup dondurmayı güneşin batışını seyrederken kaşıklamaktır...
  • Çok sıkıldıysan tarihi Bodrum Kalesi'nde biraz gezinti yapıp , kaleden çıkışta sahil boyu denizin kokusuyla incikci-boncukçulara dek yürümektir...İncikçi-boncukçularda , üzerinde Bodrum veya Halikarnas yazan bir sürü hediyelik eşyadan , eşe dosta birer tane alıp "o kadar parayı şu kadarcık şeylere mi verdim?" demektir :) (Çok alınca sıkıntı oluyor tabi, siz birkaç taneyle de yetinebiliriniz , satılan hediyeliklerin fiyatları diğer tatil yöreleriyle aynı)
  • Acıktığında , eşimle her yaz yaptığımız gibi pizzacılardan birine kendimizi atıp , tercihen teras katında kalabalığı izleye izleye karnımızı doyurmaktır...
  • Bunlardan bunaldıysam ve yeni bir şeyler istiyorsanm bir Cumartesi günü Turgutreis'e geçip , kocaman marinasında , sahilinde , terleyince plajında biraz serinlemektir (Turgutreis'le pek aram yok benim,bu sebeple pek anım da yok:))...
  • Akşam , Bodrum'un hiç bir yerinde kolay kolay bulunmayan bir nimet olan akşam rüzgarında Gümüşkaya'da üşüyüp , bahçede çorap ve hırkayla çay içmek , yorgun ama huzurlu bedenimi dinlendirmek için dakikaları saymaktır...


Öğle güneşi yaklaşıyor ve biz buram buram ısınmaya başladık. Bu yazı , ilerde yayınlayacağım Bodrum Rehberi için bir giriş niteliğinde olsun. Yakında Bodrum'a gelmeyi planlayanlar veya ilk kez Bodrum'a gelecekler için bir kaç öneri sunmuş oldum kendi çapımda. Ben ruhu olan şeyleri yaşamayı seviyorum buralarda. Bodrum'a ilk geldiğim yaz burada gezilip görünmesi gereken müze vs. bir çok yeri gördüm.Ama benim ilgi alanım  "şurayı mutlaka görün"den ziyade "şunu mutlaka yapın"a yönelik. Bu yüzden nereleri görmeniz gerektiğini öğrenmek istiyorsanız ,  Bodrum Kalesi'ne gitmeniz yeterli , oradan çok net bilgi alabilirsiniz (Örneğin Zeki Müren'in evi mutlaka görülmeli).

Hepimize mutlu tatiller.


Malzemeler (2 kişilik) :

2 yumurta
1 avuç dolusu ince kıyılmış maydonoz
1 avuç dolusu ince kıyılmış dere otu
1 avuç dolusu ince kıyılmış yeşil soğan
1 yemek kaşığı dolusu ince kıyılmış taze nane
1 küçük haşlanmış patates (Kabak da ilave edilebilir)
6-7 adet cherry domates
Karabiber-tuz
Çörek otu-susam

Yapılışı :

-Yumurtaları çok az tuzla çırpın.
-İnce kıyılmış otları yumurtaya ilave edin.
-Haşlanmış patatesi incecik rendeleyip yumurtaya ekleyin.
-Hamura karabiber serpip son kez çırpın.
-Omlet tavasına 1 yemek kaşığı sıvıyağ döküp kızdırın.
-Omletin tamamını tavaya dökün , orta kısık ateşte kapağı kapalı olarak omleti 1- 2dk pişirin.
-Omletin altı çok kızarmadan ters yüz edin. Henüz hamur kıvamındaki yüzeye ortadan ikiye böldüğünüz cherry domatesleri hafifçe batırın. Üzerine susam - çörek otu serpin.Tavanın kapağını kapatıp en kısık ayarda tamamen kızarana dek pişirin.
-Pişen omleti servis tabağına aldıktan sonra üzerine süzme yoğurt sürerek servis edin.

Alttaki fotoğraf , tatile gelmeden önce , balkonda bir akşam üzeri kahvaltısı yaparken çekildi. Yer Trabzon. Omleti , arası süzme yoğurt dolgulu bir pasta gibi sunmak iyi oldu :)


LeylaK

15 Haziran 2012 Cuma

Ev Yapımı Bisküvili Pasta ve "Pastacılık Oynayalım"

Ev Yapımı Bisküvili Pasta ve "Pastacılık Oynayalım"

ev yapımı bisküvi

Pasta değil, sanat eserinden bir adım öncesi  ! (Abartmak serbest)...

Yani tamam , kurabiyeleri çikolata ile kaplarken biraz aceleci davranmış olabilirim. Kremayı sıvarken de acemiliğimi gözler önüne serdiğim varsayılabilir. Ama benim ortaya koyduğum pastalar arasında görsellik bakımından Zambak Medovik Pasta'dan sonra 2. sıraya yerleşmeyi başardı bu pasta. O sebeple bu övgüleri hakediyor bence.

Pastacılık gerçekten sabır işi. Hele de Discovery'de yayınlanan Pastacılar Kralı isimli programı izlemeye başladıktan sonra bu kanaatim daha da güçlendi. Şimdi bir daha düşündüm de , o pastaların yanında benim ki pek de sanat eserinden bir adım öncesi gibi durmuyor !

Peki bu ev yapımı bisküviler ile nasıl pastalar yapılabilir ? 

Hadi bakalım siz bisküvileri yapın , krema , şekil vermek ve süslemek sizin hayalinize kalsın. Bana da fotoğraflarını gönderin , neler çıktığını görelim olmaz mı ? Sonra ortaya çıkan pastaların fotoğraflarını ayrı bir yazıda yayınlayıp , 200. tarif etkinliğime özel bir şeyler ortaya koyalım :)

Tarif benden , deneyip paylaşmak sizden. Tarif fotoğraflarınızı leylailekahvesohbeti@gmail.com adresine gönderin. Ben fotoğraflarınızın üzerine gönderen pasta sanatçıları (:))nın adını yazıp öyle yayınlayalım. Hayal gücümüzün farkına varalım. Dahası ; hadi pastacılık oynayalım ...


ev yapımı bisküvi


Malzemeler (26 cmlik 8 adet bisküvi) :

2 yumurta
1 su bardağı toz şeker
75 gr tereyağı
1 çay kaşığı kabartmatozu
2,5-3 su bardağı un

Yapılışı :

-Yumurtaları köpürene dek çırpın. Şekeri azar azar ekleyerek çırpmaya devam edin.
-Tereyağı eritip  ılınmasını bekleyin. İçine kabartma tozunu ilave edip karıştırın. 
-Çırpılmış yumurta-şeker karışımına tereyağ-kabartmatozu karışımını ekleyip yavaş un ilave ederek yumuşak bir hamur oluşturun. 
-Fırını 180derecede ısınmaya ayarlayın.
-Hamuru 8 eşit parçaya ayırıp yuvarlayın. Her bir parçayı bol un serpilmiş tezgahta 26 cmlik çember kalıp boyutunda , merdane ile açın. Kalınlıkları gözleme hamuru gibi olacak.
-8 hamurun her birini açtıktan sonra yağlı kağıt serili tepsiye bir adet açılmış hamuru yerleştirip ısınmış fırında 2-3 dakika (bisküvileri yakmadan) pişirin
-Bisküviler kırılgan bir yapıda olduğu için dikkatli davranarak hepsini üst üste bir tabağa dizin. 1 gece buzdolabında dinlendirin.

Krema İçin  Malzemeler :

2/3  su bardağı süt
2/3 su bardağı tozşeker
1 yumurta
1 yemek kaşığı un
100 gr. tereyağı
1 paket vanilya

Yapılışı :

-Süt ve şekeri bir tavada şeker eriyene dek sürekli karıştırarak ılıtın (kaynatmayın).
-Isınan süt-şeker karışımını derin bir kaseye dökün, üzerine yumurta ve unu ekleyip çırpın.
-Homojen kıvama gelen karışımı bir tencereye aktarıp ocağa koyun ve orta ateşte muhallebi kıvamına gelene dek pişirin.
-Muhallebi pişince soğumaya bırakın. Soğuyan muhallebiye oda sıcaklığında ki tereyağı ve vanilyayı ekleyip 10 dakika  mikserin yüksek hızında çırpın.

Pasta Oluşturulurken :

-Bisküvileri 22cm çapında bir tencere kapağı ile kesin.
-Düz bir tabağa ilk büsküviyi yerleştirin. 2 yemek kaşığı krema koyup büyük bir bıçak yardımıyla kremayı bisküviye sıvayın. 2. kat bisküviyi koyup aynı işlemi yapın. Diğer katlar için de aynı işlemi uyguladıktan sonra pastanın üzerine bir pasta fanusu kapatıp buzdolabında 1 gün bekletin. Böylece bisküviler kremayı içine çekip pastayı yumuşatacaktır.

ev yapımı bisküvi

Sunum İçin Malzemeler :

Kalp şeklinde kurabiyeler
40 gr bitter çikolata
1 küçük kase çikolata topları

-Hazırladığınız herhangi bir kurabiye hamurunu kalp kurabiye kalıbıyla kesip pişirin. 
-Kurabiyeler soğuduktan sonra üzerini eritilmiş bitter çikolata ile kaplayın ve donması için buzdolabına kaldırın. Çikolata donduktan sonra pastanın üzerine kalp şeklindeki bisküvileri yerleştirin. Orta kısmına çikolata toplarını dizin.

ev yapımı bisküvi

LeylaK

13 Haziran 2012 Çarşamba

Tarçınlı Mini Çörek

Tarçınlı Mini Çörek


Nutellalı Brioche ekmeğiyle girdiğim maya mücadelesinden sonra , aklımı mayalı hamurlarla bozmuş durumdayım. Öyle ki gördüğüm , duyduğum , kokusunu aldığım her mayalı hamuru dener oldum. Yaklaşık 20 mayalı hamur deneyimim oldu briochedan sonra. Henüz başarısızlığa uyramışlığım yok bu denemelerde (Tahtaya vurun). Geçmiş zamanın  MAYAZEDEsi nasıl bu hale geldi bilmiyorum. Ah şu brioche var ya bricohe ! İyi ki denemişim , iyi ki pes etmemişim , iyi ki sıcakken , dilim damağım yana yana birkaç tanesini mideye indirmişim , iyi ki yerken içinden akan sıcacık Nutella'ya son anda üflemekten vazgeçmişim ... Bir daha da bana bu kadar "iyi ki" dedirtecek birşey yaşamam herhalde !

1 aydır evde , bir ekmek , poğaça , çörek furyasıdır gidiyor. Mayalı tariflerim art arda birikiyor. Hani o bir zamanların gözünü kek ve kurabiyelerden alamayan Leyla'sı. Şimdi dönüp onlara bakmıyorum. Ne zaman ki mayaladığım hamur tutmaz veya tarifteki anlatılan tadı tutturamam , hah işte o zaman beni bekleyen bol bademli  muffın tarifimin yüzüne bakarım ! Düşünün hem muffın hem badem...ve ben denemiyorum. Mayaya aşık olmuş olabilir miyim ? !

Hadi bakalım hem mayalaması kolay hem de görüntüsü ilginç bir çörek hikayesi olsun bu sizin için .


Malzemeler (35 adet mini çörek için) :
(Facebook sayfamızı takip edip, tariflerden anında haberdar olabilirsiniz , TIKLAYIN )
(Kaynak : Elma Şekeri)

450-500 gr un
1 paket kuru maya
50 gr +75 gr şeker
Azıcık tuz
1 su bardağı ılık süt
1 yumurta
5 yemek kaşığı sıvıyağ
1 tatlı kaşığı tarçın
100 gr tereyağ yada margarin

Üzeri için : 

1 yumurta sarısı
1 yemek kaşığı süt
1 çay bardağı pudra şekeri

Yapılışı : 

-400 gr unu , kuru mayayı , 50 gr şekeri ve bir tutam tuzu geniş bir kabın içine koyup karıştırın.
-Bu karışıma , 1 su bardağı ılık sütü , 1 yumurtayı ve sıvı yağı da ilave edip , gerektiğinde un ekleyerek yumuşak bir hamur elde edene dek yoğurun. Üzerini örtüp 30-40 dakika kadar mayalanmasını bekleyin.
-75 gr şeker ve 1 tatlı kaşığı tarçını , ermiş ve oda sıcaklığında soğumuş tereyağ ile karıştırın.
-Mayalanmış hamuru 2 eşit parcaya bölün. Her bir parçayı merdane yardımıyla dikdörtgen şekilde açın.
-Açtığınız dikdörtgenin içine yağlı-şekerli-tarçınlı karışımın yarısını koyup hamurun her yerine yayın. Hamurun diğer yarısına da aynı işlemi uygulayın. 
-İçlerine tarçınlı karışımdan sürülmüş hamurları sarıp rulo şekli verin.
-Rulo haline getirilmiş hamurları verevine üçgen şeklinde kesin.

-Ruloların üzerine sapı yuvarlak şekilde herhangi bir mutfak gereciyle , fotoğrafta olduğu gibi iyice bastırın. Bu aşamada ben bal kaşığının sapını kullandım.
(Ben iki hamurdan birini fotoğraflarda görülen şekli vererek yaptım. Diğerini ise rulo şekline getirdikten sonra 1 cm kalınlığında dilimleyip tepsiye yan yatırarak pişirdim. İkincisi daha pratik.)


- Ruloları yağlı  kağıt serilmiş fırın tepsisine  dizin ve 15 dakika tepside mayalandırın.
-1yumurta sarısına 1 yemek kaşığı süt ekleyip iyice çırpın ve tarçınlı mini çöreklerin üzerine sürün. 
-175 derecede ısıtılmış fırında 20-25 dakika, çöreklerin üzeri kızarana dek pişirin.

-Pişen çörekler tel ızgara üzerinde soğumaya bırakın.
-Soğuyan çöreklerin üzerine bolca pudra şekeri serpin.
TERCİHEN süt ile servis edin. Pek güzel yakışıyor :)




 LeylaK

11 Haziran 2012 Pazartesi

Zeytinli ve Domatesli Çörek

Zeytinli ve Domatesli Çörek

zeytinli ve domatesli çörek

Saat 06:58. Günlerden pazartesi. Sendromun s'sine bile sahip değilim.

Kahvaltısını yapmış , kahvesini içip güneşin gözüne izin verdiği ölçüde denizdeki balıkçı tekneleri seyreden , "pöff hava çok sıcak" diye hayıflanan , henüz tatile girmiş olmasa da o günlere çok yaklaşmış , keyfi gıcır , kalemi tıkır , ağzında gece gördüğü rüyadan kalma apır sapır bir şarkıyla giyinmeye çalışan bir insan evladıyım. Ne işim olur sendromla !

zeytinli ve domatesli çörek

Öğretmen olmanın en güzel yanı şu tatil süreci. Hatta düşünün , yalnızca yaz tatili için bile öğretmen olunabilir (tatilin ilk birkaç haftasından sonra nasıl da sıkılmaya başladığımı okuduğunuzda bana bunları hatırlatmayın).
Bizim 6 yıldır henüz ne işe yaradığını kestiremediğim "seminer dönemi"miz  de gün itibariyle başlamış bulunuyor. Bu rahatlığım , bu keyfim , bu saatte hala evde olmam da  bu yüzden (bunlar daha iyi günleriniz, tatil girsin ben size ne eziyetler edicem , ne havalar atıcam :P)

Vaktin darlığından sebep , ben çalışkan yurdum memuru , alıp başımı okul yollarına vururken , siz caanımdan çok imrendiğim ev hatunları bu zeytinli çöreği sabah kahvaltısı için evlatlarınıza hazırlayadurun. Mis gibi zeytin kokusuyla uyanmak eşimin olduğu kadar onların da hakkı !

Kolay gele...

zeytinli ve domatesli çörek

Hamuru İçin Malzemeler :

1 su bardağı ılık süt

1 su bardağı ılık su
1/2 su bardağı sıvıyağ
4 yemek kaşığı şeker
1 yemek kaşığı tuz
1 paket  yaş maya 
1 yumurtanın akı (sarısı üzerine)
Aldığı kadar un

İç Harcı İçin Malzemeler :

200 gr iri siyah zeytin
1 büyük boy domates
1 yemek kaşığı domates salçası
1 çay bardağı ufalanmış , tam yağlı beyaz peynir
2 çay kaşığı kekik
1 çay kaşığı pul biber
1 çay kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı zeytinyağı

Üzeri İçin :

1er yemek kaşığı haşhaş - çörek otu - susam
Yumurtanın sarısı + 1 yemek kaşığı süt

Yapılışı :

-Derin, cam bir kasede ılık süt , ılık su ve mayayı iyice karıştırın. Üzerine toz şekeri ilave edip 10 dk mayalanmasını bekleyin (bu esnada bolca köpürecek).
-Köpüren karışıma sıvıyağ , yumurtanın akı , tuz ve azar azar un ilave edip yumuşak bir hamur oluşana dek yoğurun.Hamurun üzerini nemli bir bezle örtüp 50 dk mayalandırın.
-Zeytinlerin çekirdeklerini çizik atıp boşluklar açarak çıkarın. Domatesin kabuğunu soyup ince ince dilimleyin (rendelemeyin ki suyunu salmasın)
-Bir kaseye zeytinleri , doğranmış domates , peynir , salça , zeytinyağı , kekik-tuz ve pul biberi alıp iyice harmanlayın.
-Mayalanan hamuru 4 eşit parçaya bölün. Zeytinli harcı da 4 eşit parçaya ayırın.
-Her bir parçayı unlanmış zeminde 2-3 mm kalınlığında açın. Açtığınız hamurun her yanına zeytinli harçtan yayın. Hamuru sıkı sıkı , rulo halini alacak şekilde sarın.
-Ruloyu keskin bir bıçak yardımıyla 1cmlik dilimlere ayırın.


-Yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye ruloları yan yatırarak , aralıklı şekilde dizin. Tepsi mayalanması için çörekleri 20 dk dinlendirin.
-1 yemek kaşığı sütle yumurtanın sarısını çırpıp ruloların üzerine sürün. Haşhaş - çörek otu ve susamı karıştırıp ruloların üzerine serpin.
-Çörekleri 180 derecede ısıtılmış fırında üzerleri kızarana dek (15 dk) pişirin.
SICACIKken yiyin , benim gibi her haftasonu yapıp siyah zeytini kahvaltıda tek başına yiyemez hale gelmeyin !


LeylaK

3 Haziran 2012 Pazar

ALMAN PASTASI ve SEYYAH ...

ALMAN PASTASI ve SEYYAH ...

alman pastası

Ben oğlak burcu insanıyım. Gereksiz, boş, sonuçsuz hayaller kurmam ! Hayır illâki kurduysam bir bildiğim vardır. İnatçıyım ! Ömrüm olsun yeter ki o hayalin peşinde Amazon kadını gibi savaşır dururum. 

Şimdi SEYYAH başlığıyla ne alakası var bu giriş cümlelerimin değil mi ? (Keza ben de bunu düşünüp bir kılıf uydurma çabasındayım). 




Ben diyeyim 10, siz deyin 15 yıldır bende bir VENEDİK takıntısı mevcut.  Nerden baş gösterdi , ilk ne ara filizlendi bilmiyorum ama ; 
o kıvrım kıvrım kanallarına, taksi niyetine kullandıkları gondollarına, kanal kenarlarında yükselen bilmem ne dönemi mimarisinden kalma evlerine ("acaba o betonlar çürümüyorlar mı suyun içinde?" diye düşünmüşümdür), evlerin minicik pencerelerinin önünü süsleyen cam boyu saksılardaki çiçeklerine (şuan hayalimde ben o saksılı camlardan birinden kanalı seyredip kahve içiyorum), taş döşeli dar sokaklarına (hayal kuruyoruz unutmayın!), denizden esen ılık yaz rüzgarı karşısında oturup kaşıklanacak gerçek tiramisu tatlısına, tahminen 1 günde 5 farklı çeşidini deneyebileceğim makarnasına, her türlü deniz mahsulüne...


Konu yemeğe geldi mi kısa kesmekte fayda var. Venedik işte. Hayallerde ilk sırada (üstteki fotoğraflar Venedik'e ait).


1.2 milyon nüfusu ve diğer Avrupa başkentlerine nazaran küçücük yüzölçümü ile beni neden bu kadar cezbediyor bilmem. Belki üzerine kurulu olduğu nehrin iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri, hala korunan tarihi mimarisi ve Avrupa'da "Altın Şehir" adıyla tanınıyor olması beni kendisine bağlamaya yetmiştir. Hayallerimde 2. sırada PRAG yer alıyor. (Üstteki ve alttaki fotoğraflar Prag'a ait).



Sırada kayıtsız, şartsız LONRDA var. Hani bazı şeyleri anlamsız yere tutku haline getirirsiniz (mesela salonumda taşınırken birkaç yerinden hasar görmüş , beyaz , dallı budaklı o bibloyu neden atamadığımı bilememek gibi). Londra'ya karşı bu ilgim neden bilmiyorum. 


Sonuçta soğuk, her daim bulutlu, eski ve yeni mimari evlerin iç içe girdiği, hala Kral-Kraliçe gibi sınıf farkı safsatalarının hüküm sürdüğü bir ülkeye ait kalabalık bir kent. Ama gel de bunu benim kalbime anlat. Serin ve yağmurlu kent aşkı işte !



Ama kentin fotoğraflarına baktıkça bu sevginin sebebini düşünmek bir yana, daha da çok görmek istiyorum Londra'yı. Hele şu kış fotoğrafları yok mu ? Londra, haklı olarak 3. sırada . (Üstteki fotğraflar ve bir alttaki fotoğraf Londra'ya ait).



Güneyden kuzeye doğru çıktık, şimdi size ani bir düşüş yaşatayım ; ATİNA .


Atina yalnızca bir temsil. Ben Yunan şehirlerinin her birinin mimarisine, Yunan mutfağına, Yunan müziğine tutkunum (aşırı milliyetçiler , lütfen sukunet !!!). Bilimsel bir cümle kuramam ama Türk müziği tınılarına en yakın müzik türü dünyada Yunan müziğine ait. Ayrıca yıllarca birarada yaşamış olmamızın mutfağımıza kattığı inanılmaz benzerlikler var (her ne kadar bazen taraflar herhangi bir yemeğin kime ait olduğun konusunda anlaşmaya varamasalar da). Atina dahil birçok Yunan kenti ve tabi ki adaları benim hayallerimde 4. sırada. Biraz gerilerde mi kaldı ne ?  (Üstteki fotğraflar ve bir alttaki fotoğraf Atina'ya ait).



Ve FLORANSA. Ne alaka değil mi ? Ama çok güzel ... Yok yok. Bir İtalya görmek lazım.


Peki ya MADRİD.  İtalya'ya gitmişken İspanya'ya da  gitmek gerek. Aklımızda kalacağına fotoğraf makinemizde kalsın ;)



Bende öyle Evropa (yaşlı teyzeler böyle telaffuz ediyor bayılıyorum) hayranlığı yoktur. Konu Alman Pastası olunca (ben onu tamamen unutmuşum) bir Avrupa turu yapalım istedim. Yoksa hepsinden öte ilk gideceğim yer PETERSBURG olmalı. Ya da FAS. Hatta daha da abartayım ; TİBET ... Seyahat amaçlı yazıyor olmasaydım bu listede tabiki ilk MEKKE yer alıyor olurdu. 

Hasılıkelam  ; gezmeyi seviyorum + o kadar çok param yok + daha Türkiye'de gezilecek çok yer var + benim daha makinem bile yok + önce şu İngilizce işini halletmek lazım + ... = Avrupa'yı hayallerinde gezen bir SEYYAH'ım ben. Nasıl ? Sizi de seyahatime dahil edebildim mi ?




Malzemeler ( 30 adet küçük boy Alman Pastası için) :

5 su bardağ un
10 gr kuru maya
2 yumurta
1 tutam tuz
2 yemek kaşığı yoğurt
2 yemek kaşığı tereyağı (oda sıcaklığında)
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı su
1 çay bardağı toz şeker

Krema için :

3 su bardağı süt
3 yemek kaşığı un
2 yumurtanın sarısı
1 su bardağı toz şeker

Üzeri için : 150 gr bitter çikolata + 3/4 çay bardağı krema


Yapılışı :

-Unu bir kaba alıp şeker ve tuz ile harmanlayın ve ortasını  açın. İçine maya, yumurta, yoğurt, su, süt ve oda sıcaklığında tereyağı ilave edin. Unu kenarlardan alıp yavaş yavaş ekleyerek yoğurun. 
-Hamurdan cevizden biraz küçük parçalar koparıp yuvarlayın. Yağlı kağıt serili fırın tepsisine yuvarlanmış hamuru üzerine hafifçe bastırarak yerleştirin. Üzerini örterek 30dakika  mayalandırın. 
-175 derecede ısıtılmış fırında hafif pembeleşene dek pişirin.
-Krema için yumurta sarısı, süt, un ve şekeri bir tencerede yoğunlaşana kadar pişirin. Pişen kremayı sürekli karıştırarak soğutun. Krema sıkma torbasına doldurun. 
-Kekleri enlemesine ortadan kesin ve kremayı içlerine sıkın.
-Sos için krema ve çikolatayı benmari usulü birlikte eritin. 
-Keklerin üst kapaklarını ayırın. Sosu kurabiye gibi pişmiş pastaların üst kapaklarının her bir yanına çay kaşığı ile bulayıp tel ızgara üzerine dizin. Soğuduktan sonra krema sıkılmış pastacıkların üzerine kapakları örtün.
-Üzerilerine henüz çikolata sosu koyulaşmadan antep fıstığı veya hindistancevizi serperek servis edin.

LeylaK