Her yıl Ramazan ayı geldiğinde ;
- Tüm TV kanalları aya uygun program yapma gereği duyar ! İlgili , ilgisiz hepsi ihtiyaca binayen en iyi hitâbet , en derin bilgi , en yüksek mevkî , en ağlatıcı nîda hangi hocadaysa onu transfer eder , günde en az 1 (ki bu çoğunlukla iftar saati programlarıdır. Kanalda para bolsa ve yönetimin niyeti de varsa bunun bir de sahur versiyonunu düzenlerler) Ramazan programı yayınlar. Böylece yaz tatiline çıkan dizi oyuncularından boşalan saatlerin bir kısmını Ramazan ayı programları doldurulur.
- Evlilik ayları gelip çattığında o düğün senin bu düğün benim tokmak tutan elleri nasıl bağlayana dek davul çalan davulcular(!) 1 aylık gece mesaisine başlarlar. Belediyeden (veya muhtarlıktan) ücret aldıkları yetmiyormuş gibi Ramazan ayının 10. ve 20. günü kapınıza dayanıp bahşiş isterler. Arife günü ve bayram günleri aynı yerleri tekrar gezip nasıl akıllarında tutuyorlarsa "siz geçen sefer de vermediydiniz , bir sonrakine hazır olsun" diye tehdit vari cümleler kurar , sinirlerinizi zıplatırlar. Tamam gece davul iyidir , insana sahur için enerji katar , mahalleye canlılık getirir vs. ama bu devirde saat ya da telefon alarmı dururken davulcu sesiyle uyanan kaldı mı be kardeşim ! Bu neyin bahşişi ? (Tırnak içerisinde yer alan davulcu cümlesi 2 Ramazan önce bizzat bana, mahalle davulcusu tarafından söylenmiştir. 2 kişi gezdikleri için dövemedim keratayı, yoksa yenilir yutulur laf değil!)
- Yerli - yersiz her gazete Ramazan ayına 1 kaç hafta kala kuponla Elmalılı Hamdi Yazır Kur'an Tefsiri , dua kitabı , Emine Bedel yemek tarifleri kitabı-dergisi , bayrama birkaç gün kala da geleneksel bayram tatlıları dergisi verme yarışına girerler ! Kıyıya köşeye bakın, illaki vardır evinizde birkaç tane o dergilerden.
Amacım eleştiri yapmak değil bir sinerji yaratmaktı. Aklımdaki ilk cümleden konu buralara nasıl geldi bilmiyorum. Şimdi ilk cümleyi yazdığımda siz de bana hak vereceksiniz. Hadi en başından ;
Her yıl Ramazan ayı geldiğinde ; özellikle hatırlanan bazı şeyler vardır. Aslında çok şey vardır da (işte tam bu noktada benim kafam karışır ve üstteki cümleler kurulur.) benim için bu hatırlanan şeylerin en değerlisi GÜLLAÇtır. Arayın , Ramazan ayı dışında güllacı biraz zor bulursunuz canını sevdiğimin tatlıcı dükkanlarında !. Başka zaman gittiğimde asla ikram edilmeyen ama iftar sonrası misafirin yediği hazmedilsin niyetiyle yapılan TÜRK KAHVESİ vardır mesela. Ya da Trabzon'da LAVAŞ vardır şekerli suyla ıslatılıp yapılır ve illaki Ramazan ayında yenir.
Peki başka ne vardır bizim muhakkak Ramazan ayı gelince hatırladığımız ? Hadi bakalım beyin fırtınası yapıyoruz. 11 ay unutup bu mübarek ayda aklınıza gelen o özlenesi yiyecek-içecek nedir ? Alayım cevapları ...
Bol misafirli , çok şenlikli , tadına doyulmaz Ramazanlarınız olsun...
Malzemeler :
(Kaynak : Umut Sepeti)
20 gr. Yaş maya
2 su bardağı ılık süt
3 yemek kaşığı sıvıyağ 1 yemek kaşığı bal
1 tatlı kaşığı tuz
Aldığı kadar un
1 adet yumurta ( sarısı üzerine)
İç Dolgusu İçin (İçine çikolata koymak benim fikrimdi, dilerseniz siz de Zeliha gibi içi boş veya içine alternatif başka malzemeler koyarak da deneyebilirsiniz)
80 gr %70 kakaolu bitter çikolata
Yapılışı :
-Mayayı ve ılık sütü geniş cam bir kaseye alıp mayayı eritin.
-Üzerine sıvıyağ (veya eritilmiş margarin) , yumurtanın beyazı , bal , tuz ve azar azar un ilave ederek yumuşak bir hamur elde edin.-Hamurun üzerini nemli bezle örterek 45-50 dk mayalanmaya bırakın.
-24 cmlik kelepçeli kalıbın tabanına yağlı kağıt serin. Kalıbın yan duvarlarını sıvıyağ ile yağlayın.
-Çikolatayı bıçak yardımıyla ince ince doğrayın (1 denememde fındıklı çikolata kullandım, aman ha uzak durun !).-Mayalanan hamuru tezgaha alıp elinizle rulo haline getirin. Ruloyu bıçak yardımıyla 6 veya 8 eşit parçaya bölün (3 kere denediğim bu tarifte 8 parçaya ayırarak yaptığım ekmeğin 6 parçaya bölünerek yapılmış ekmeğe oranla daha iyi piştiğini farkettim).
-Hep bir parçayı yuvarlayıp merdaneyle yarım cm kalınlığında açın. Açılan hamurun ortasına 1tatlı kaşığı çikolata koyup tekrar yuvarlayın. Yuvarladığınız hamurları kelepçeli kalıba dizip 20 dk tepsi mayalanması için bırakın.
(Üstteki fotoğraflarda pörtlemiş hamurdan göz kırpan çikolatayı görüyor musunuz?)
Fotoğrafların bir kısmı hıdrellez için hazırladığım ekmekten. Yemyeşil çimlerden anlamış olmalısınız, pişer pişmez pikniğe gittik ve evde demleyip götürdüğüm çayın yanında üzerine Nutella sürerek afiyetle yedik. Yoo hiç de abartmış sayılmam !
Bu da 3 kişilik piknikte ekmeğin kalan kısmı :


