5 gün evvel sayısız kere "iyi ki" ile başlayan cümleler kurdum : İyi ki Banu var. İyi ki Banu'nun facebook hayran sayfası var. İyi ki arife gecesi o sayfayı keşfettim, iyi ki o sayfayı dibine dek gezinme gereği duydum, iyi ki gezinirken bu katmer poğaçaları gördüm...
Sonra hüsrana kapıldım, tarifi yok zannettim. Arasam bulurdum bir tarif ama ben bire bir aynısı olsun istedim. "Banu'nun denediğini denemeliyim dedim". Ve Banu çıkıp "benim denediğimi dene tabi ki" dercesine "tarif yukarıda Leyla" dedi :) Hemencecik imdadıma yetişti...Peki daha sonra ?
...Katmer poğaça fırından çıkar çıkmaz bir ısırık aldım. O an, son aylarda beynimde oluşturduğum tüm mayalı tarifleri bir kalemde silip attım (Aklım başıma geldiğinde "ı ıhh, briochesuz olmaz" deyip, "iyi ki tarifleri gaza gelip de defterden silmemişim" dedim. Etti mi sana bir "iyi ki" daha !). O ömrümde yediğim en yumuşak poğaça olmalıydı. Üstelik mis gibi tereyağ kokulu...
İlk denemenin ardından bir denemem daha oldu. 2. denemede bir şey farkettim. Benim poğaçalarım fotoğraflardaki gibi kat kat olmuyordu. Onlarca farklı katmer poğaça fotoğrafı buldum internette. Bunların çok azı Banu'nun yaptığı gibi kat kat ayrılmıştı. Neden hepsi öyle olmuyordu ? Üstelik tarifler birbirine oldukça yakındı. Sonra aklımda aniden bir görüntü belirdi , croissant yani kruvasan !
Evet mantık aynıydı. Mayalı hamuru yap, aç, katların arasına tereyağ sür, DOLAPTA BEKLET, tekrar aç, pişir ! İşte bu, DOLAPTA BEKLET. Neden ? tereyağ kat aralarında donsun ve pişerken eriyip katları birbirinden ayırsın diye. Bazen, haftada birkaç kez yediğim balığın beynime çok iyi geldiğini düşünüyorum :)
3. denememde işte o ayrıntıyı kullandım. Tereyağ sürdükten sonra hamuru buzdolabında bekletip öyle açtım. Ve hemen hemen dilediğim sonuca ulaştım. Bu kez içi yumuşak, dışı çıtır kıvamda katmer poğaçalarım oldu.
Ne kadar şanslıyım ki o sabah mücadelesine, yaşayışına, ruhuna hayran olduğum biri evime konuk oldu. O katmerlerin tadına beraber baktık. Daha doğrusu bir müddet ben tadına baktım, o bu kahvaltının fotoğraflarda yer bulmasını sağladı.
Ve o gün birkaç "iyi ki" ile başlayan cümle daha kurdum. İyi ki Bursa'da çalışmışım. İyi ki Nurcan'ı tanımışım. İyi ki Nurcan'ın bir çok fotoğrafçıdan farklı olarak aşkla yaptığı bir işi var. Ve iyi ki o günü , bu eşsiz fotoğraflarla ölümsüzleştirmiş...
Bir sonraki yazım Nurcan ve onun hikayesiyle ilgili olacak. O güne dek eğer fotoğrafçılık alanına ilgi duyuyorsanız ya da "ben ilgilenmem, poz veririm" diyorsanız Nurcan Çakır FOTOĞRAF'ta biraz gezinin.
Buyrun , okunası değil, seyredilesi bir poğaça hikayesi :
Arasına : Oda sıcaklığında yumuşatılmış 75 gr tereyağı
Sonra hüsrana kapıldım, tarifi yok zannettim. Arasam bulurdum bir tarif ama ben bire bir aynısı olsun istedim. "Banu'nun denediğini denemeliyim dedim". Ve Banu çıkıp "benim denediğimi dene tabi ki" dercesine "tarif yukarıda Leyla" dedi :) Hemencecik imdadıma yetişti...Peki daha sonra ?
...Katmer poğaça fırından çıkar çıkmaz bir ısırık aldım. O an, son aylarda beynimde oluşturduğum tüm mayalı tarifleri bir kalemde silip attım (Aklım başıma geldiğinde "ı ıhh, briochesuz olmaz" deyip, "iyi ki tarifleri gaza gelip de defterden silmemişim" dedim. Etti mi sana bir "iyi ki" daha !). O ömrümde yediğim en yumuşak poğaça olmalıydı. Üstelik mis gibi tereyağ kokulu...
İlk denemenin ardından bir denemem daha oldu. 2. denemede bir şey farkettim. Benim poğaçalarım fotoğraflardaki gibi kat kat olmuyordu. Onlarca farklı katmer poğaça fotoğrafı buldum internette. Bunların çok azı Banu'nun yaptığı gibi kat kat ayrılmıştı. Neden hepsi öyle olmuyordu ? Üstelik tarifler birbirine oldukça yakındı. Sonra aklımda aniden bir görüntü belirdi , croissant yani kruvasan !
Evet mantık aynıydı. Mayalı hamuru yap, aç, katların arasına tereyağ sür, DOLAPTA BEKLET, tekrar aç, pişir ! İşte bu, DOLAPTA BEKLET. Neden ? tereyağ kat aralarında donsun ve pişerken eriyip katları birbirinden ayırsın diye. Bazen, haftada birkaç kez yediğim balığın beynime çok iyi geldiğini düşünüyorum :)
3. denememde işte o ayrıntıyı kullandım. Tereyağ sürdükten sonra hamuru buzdolabında bekletip öyle açtım. Ve hemen hemen dilediğim sonuca ulaştım. Bu kez içi yumuşak, dışı çıtır kıvamda katmer poğaçalarım oldu.
Ne kadar şanslıyım ki o sabah mücadelesine, yaşayışına, ruhuna hayran olduğum biri evime konuk oldu. O katmerlerin tadına beraber baktık. Daha doğrusu bir müddet ben tadına baktım, o bu kahvaltının fotoğraflarda yer bulmasını sağladı.
Ve o gün birkaç "iyi ki" ile başlayan cümle daha kurdum. İyi ki Bursa'da çalışmışım. İyi ki Nurcan'ı tanımışım. İyi ki Nurcan'ın bir çok fotoğrafçıdan farklı olarak aşkla yaptığı bir işi var. Ve iyi ki o günü , bu eşsiz fotoğraflarla ölümsüzleştirmiş...
Bir sonraki yazım Nurcan ve onun hikayesiyle ilgili olacak. O güne dek eğer fotoğrafçılık alanına ilgi duyuyorsanız ya da "ben ilgilenmem, poz veririm" diyorsanız Nurcan Çakır FOTOĞRAF'ta biraz gezinin.
Buyrun , okunası değil, seyredilesi bir poğaça hikayesi :
Malzemeler (16 adet poğaça için) :
(Kaynak :Banu'nun aracılığıyla Mutfak Güncesi )
- 1 su bardağı süt
- 1 çay bardağı sıvıyağ
- 1 yumurta (akı içine, sarısı üstüne)
- 1 yemek kaşığı kurumaya (suda eritilmeyenlerden kullandım)
- 2 çay kaşığı tuz
- 2 çay kaşığı toz şeker
- Aldığı kadar un (yaklaşık 3-3,5 su bardağı)
Arasına : Oda sıcaklığında yumuşatılmış 75 gr tereyağı
Yapılışı :
- Sütü ılıtın. Serçe parmağınızı süte değdirdiğinizde yakmayacak bir ısıda olmalı.
- Süt , sıvıyağ ve yumurtanın akını derin bir kaba alıp karıştırın.
- 3 su bardağı un , tuz , toz şeker ve mayayı ayrı bir yerde harmanlayın.
- Unlu karışımı sütlü karışıma azar azar ilave edip ele yapışmayacak bir hamur olana dek yoğurun. Gerekirse yarım su bardağı kadar un takviyesi yapabilirsiniz.
- Hamuru 8 eşit parçaya ayırın. Bu aşamada ben hep mutfak tartısı kullanıyorum. Son yaptığım katmerlerde her bir parçayı tam 92 gr ayarlamıştım. Tartınız varsa onu kullanarak bezeleri ayarlayın.
- Her bir bezeyi , merdane yardımıyla tatlı tabağı büyüklüğünde açın.
- Açtığınız bezeleri bir spatula yardımıyla tereyağ sürerek üst üste dizin. En üste koyduğunuz bezeye tereyağ sürmeyin. Tereyağ sürerken hamuru bıçak darbeleriyle zedelememeye özen gösterin. 75 grlık tereyağın tamamını kullanmalısınız, o yüzden işe başlamadan evvel tereyağı 7 eşit parçaya ayırırsanız kat aralarındaki yağ daha orantılı olur.
- Açılan hamurları düz bir tabağa koyup üzerini yüksekçe bir kapla kapatarak buzdolabına kaldırın. Streç filme sarmayın. Hamuru buzdolabında mümkünse 1 saat, eğer vaktiniz yoksa kat aralarındaki tereyağ donana dek bekletin.
- Hamuru çıkarıp 60-70 cm enine ulaşana dek merdane ile açın. Hamura çok fazla temas etmemeye ve hamurda yırtıklar oluşturmamaya çalışın.
- Açılan hamuru önce 4 parçaya ayırıp sonra eşit şekilde bölerek 16 parça oluşturun. Her bir parçayı kalın tarafından sigara böreği sarar gibi sarıp fırın tepsisine dizin.
- Sarma işlemi bittikten sonra katmerleri oda sıcaklığında 1 saat mayalanması için bırakın.
- Mayalanan katmerlerin üzerine hafifçe çırpılmış yumurta sarısı sürün. Yumurta sarısını sürerken hamura bastırmamaya ve kesik yerlerine denk getirmemeye dikkat edin. Dilerseniz üzerlerine haşhaş tohumu, çörek otu ve susam serpin.
- 170 derecede ısıtılmış fırında katmerlerin üzeri kızarana dek pişirin.
NOT : Poğaçayı muhakkak sıcakken tam yağlı beyaz peynir, reçel veya çikolata kreması ile tatlandırarak afiyetle yiyin. Poğaçanın reçele nasıl daldırıldığını bilmiyorsanız aşağıdaki fotoğraftan öğrenin :) Katmer poğaçalarınız afiyet şifa olsun...
Ve evet, o manikürsüz eller bana ait. Düğün için kuaföre gidicem,manikürümü biriktiriyorum, olamaz mı ! :P
SON bir şey daha ; katmer poğaçayı içi dolu yapmak da mümkün. Peynirle doldurarak sarabilirsiniz. Ben boş olmasını seçtim , tercih size kalmış...






