HAKKIMDA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAKKIMDA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Bebek İçin Ne Gerekli Ne Gereksiz ?

Bebek İçin Ne Gerekli Ne Gereksiz ?


Bu , oğlumun ilk fotoğrafı. Dünyada real bir varlık olarak yer alışının ilk kanıtı :) Saat 19:52'de doğmuş olduğunu varsayarsak bu da 19:55 falan olmalı.


Bu fotoğraf da 14 Temmuz tarihli. Yani tam 5 ay 18 gün sonrası....Ne çok fark var değil mi ?

Yahya Kemal için yaptığım bebek odası hazırlıklarının tamamını şu yazıda paylaşmıştım. Bağlantıyı tıklayarak hatırlayabilirsiniz. Az evvel oğlumun akşam banyosunu yaptırdıktan sonra odasına girdiğimde ne kadar kalabalık ve dolu olduğunu farkettim. 'Ne çok gereksiz şey var' diye aklımdan geçirirken, bu tarz yazılarla hamileyken ne kadar sıklıkla karşılaştığımı hatırladım ;) O zaman bir yazı da bizden gelsin dedim.

Buyrun, benim Yahya Kemal için hazırlayıp onun kullanamadığı veya çokca kullandığı şeylerin listesi ;

En çok neleri kullandık ? 

PUSET : Kesinlikle bu soruya vereceğim yanıt puset puset puset. Yahya Kemal 2günlük olduğu zamandan bu zamana en çok anakucağı puset işimize yaradı. Kucakta bebek dolaştırılmasından oldum olası hazzetmem. Hele mevzu benim çocuğumsa hiç hoşlanmıyorum. El kadar bebe gözünü açamazken, sırf 'sevmek' adı altında kucağa alınıp oturulmamalı. Bu yüzden bu konuda puset çok işime yaradı.

Diğer bir kullanım sebebim şöyle. Yahya Kemal'in ilk aylarda türkürüğüyle boğulma huyu vardı. O yüzden hiç bir yerde yalnız bırakamıyordum. Eğer uyanıksa kahvaltı bile edemeyip uyuyacağı zamanı bekliyordum. Biraz büyüyünce (Tahminen 35-40 günlük gibi) , Yahya Kemal'i pusete koyup gittiğim her odaya peşimde götürdüm. Ve sıkılmadığı sürece de onda sakladım. Mutfakta yemek hazırlarken , onun odasında çamaşır katlarken , hatta namaz kılarken , çamaşır asarken ve son dönemlerde banyo yaparken (malum, sürünen bir bebek asla yalnız başına bırakılmamalı !) Yahya Kemal hep pusette benim yanımda durdu. Havalar ısınalı balkonları yıkarken de yanıma alıyorum, hem güneşlenmiş de oluyor, mis.

Anakucağı pusetimizin markası Pierre Cardin . Ama model numarası şuan hatırımda yok. Biz gayet memnunduk ta ki 5 aylık olana dek. Oğlum 5. ayından bu yana onda otururken eğer sıkılıyorsa kayarak içinden çıkıyor. Fotoğrafta görüldüğü gibi yani... O yüzden, sıkılacak kadar uzun bırakamıyoruz içinde.


YÜZ MENDİLLERİ :  Ne çok işe yarıyorlarmış ! Bunu en çok ek gıdaya başladığımızda anladım. Tane tane değil, üçer beşer kullanıyoruz. İyi ki fazla fazla yaptırmışız.

MAMA SANDALYESİ :  Evet henüz 6 aylığız, evet bu zamanda pek ihtiyaç duyulacak bir şey değil ama biz tam 3 aylık olduğumuz günden beri kullanıyoruz. Yemek masamız salondaki koltuğun arkasında kalıyordu ve oğlumuz biz yemek yerken eğer uyanıksa (ki uyku sorunu yoğun olan bir bebek olduğu için genelde o saatte de uyanıktı) bizi göremediği için çok ağlıyordu. Ya pusete koyup yemek masasının üzerine almak zorunda kalıyorduk ya da kucağımızda tutarak yemek yiyorduk. Yatabilen mama sandalyesini gördüğümüzde 'kesinlikle bizde de olmalı' dedik ve hemen sipariş verdik. Çok bilindik bir model, Chicco'nun Polly Magic modeli. Bir çok lüks restorantta bulunuyor. Biz de öyle tanıştık zaten kendisiyle.

BEZ ÇANTALARI : Hatırlayanlar olacaktır eminim, bu çantaları büyük bir heyecanla hazırlamıştım, henüz 7,5 aylık hamileydim. Aman ne çok işime yaradılar. Oda oda peşimde taşıdım. İçine bez, pişik kremi, ıslak mendil koydum, her odaya birlikte gittik. Ha efendim dolapta duraydı da ben ihtiyacım olduğunda gidip alaydım olmaz mıydı ? Olurdu tabii ama ilk aylarda öyle yoğun uykusuzluk ve yorgunluk çektim ki bırak Yahya'nın odasına gitmeyi, çantanın olduğu yere bile uzanmak zor geliyordu. O yüzden yatarken çantayı baş ucuma koyuyordum. Epey zamandır çantalar gardropta duruyor, ihtiyacım olduğunda içinden dilediğimi alıyorum.


PENYE BATTANİYE :  Kesinlikle en az 5 tane lazım. Ben de 3 tane var napıcaz fazlasını diye böbürleniyordum. Sırf battaniye ihtiyacımdan ötürü çamaşır yıkadığım çok oldu. Özellikle de erkek bebekler için fazla fazla bulundurmalı. Battaniye yanınızda duruyorsa işerken onu da kirletmesi muhtemel ( ilk zamanlar acemilikten ne zaman işeyebileceğini bilmediğim için çok kaza yaşadım).

KİRLİ ÇAMAŞIR TORBASI : Bana 'boşuna diktin' diyenlere iyi ki kulak asmamışım. Kesinlikle çok gerekli. Sepet almadım, çünkü sepeti dolduracak kadar çamaşır birikmeyecekti ve ben istediğim gibi bir sepet burada bulamadım. Ama istediğim gibi bir kirli çamaşır torbası diktim ;) (Fotoğrafa şu bağlantıdan bakabilirsiniz).

YEDEK GİYSİ TORBALARI : 2 adetti hani. Hastane çantamıza birine oğlumun giysilerini ötekine kendi giysilerimi hazırlamıştım. Sonra ne oldu onlar ? Yahya'nın bebek çantasının içine biri bez torbası öteki yedek giysi torbası olarak girdi. Karışma derdi yok, süper.

Gelelim, neleri kullanamadığımıza :

PARK BEŞİK : Bana 'boşuna alma zaten yanında yatacak' diyenler çok haklıymış. Yahya Kemal beşiğinde toplam 3 ay ancak uyumuştur. İlk zamanlar zaten hep benimle yattı. Tam 30 günlükken beşiğinde yatırmaya başladım. Dönem dönem yanıma alsam da ortalama 5. aya dek onda uyudu. 5,5 aylıkken uyku eğitimi verdikten sonra maalesef artık beşiğinde yatamaz oldu. Çünkü çok dönerek uyumaya başladı ve beşik ona dar geldi. 2 hafta kadar yanımda yatırarak idare ettik ama baktık olmuyor, yere yatak yapma olayına giriştik. Aman ne rahatlıkmış, çocuk düştü derdi yok, uyandı derdi yok. At yere yorganı, koy etrafına bir kaç yastık tamam. Hasılı kemal park beşik olayı bitti bizim için.

KARYOLA :  Beşikteki gibi karyolada da yatamıyor oğlum. Ama umudum var, belki biraz daha bilinçlendikten sonra uyur. Çok istiyorum onda uyumasını. Ne dersiniz ? Bu sürekli dönme huyunu bırakır mı yakında ?

Odasındaki bu gereksiz şeylerin büyük kısmını beşik ve karyola oluşturuyor. Puseti de sayarsak şimdilik Yahya Kemal'in odası bu kullanmadığımız şeylerle dolu.

Bu listelerin her ikisine de daha bir sürü şey eklemek mümkün. Mesela gardrop olmasa ben napardım bilmem. İçi tıka basa dolu, olsa bir tane daha, o da dolacak. İyi ki yaptırmışız.

Elde örme yünlerin hepsine yazık oldu. Çünkü oğlumu hapşırtıyor. Battaniyeler, hırkalar, yelekler...Hiç birini kullanamadık.

Kanguru, 4. aya girene dek en çok kullandığım şeylerden biri oldu. Çok gezdim, gezerken de hep onu taktım. Ama 3 aydan sonra işe yaramıyor. Hem bebek ağırlaştı hem de biz bebek arabasına geçiş yaptık.

Bebek arabası, eğer çok gezen biriyseniz veya etrafta gezebileceğiniz çok yer varsa kesinlikle gerekli. Ben 4. aydan beri nerdeyse her gün dışarı  çıkıyorum ve onsuz napardım bilmiyorum. Bebek arabamızın da markası Pierre Cardin, modeli PS 317. Şimdilik memnunuz.

Yer minderi , dönmeye başladığından beri kullanıyoruz. Eski bir bebek battaniyesine nevresim tarzı bir şey yaptık. Yere serip Yahya'yı üzerine bırakıyoruz. Bu sebepten midir nedir çok çabuk sürünmeye başladı. Satın almaya gerek yok, kolayca hazırlayabilirsiniz.

Emzik kutusu, mama kaşığı kutusu,ateşölçer çeşit çeşit mama kaseleri (yoğurt-çorba-meyve vs. için), ses çıkaran bir kaç oyuncak..Bunları söylemeye gerek yok sanırım di mi :)

Şimdilik bu kadar. İlerde ekleme çıkarma yapmam gerekirse onu ayrı bir yazıyla hazırlıycam. Anne adaylarının umarım işine yarar. Hepinize sağlıklı doğumlar :)

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Kahve Dükkanı Yeni Görünümüyle Onbinlere Ulaştı

Kahve Dükkanı Yeni Görünümüyle Onbinlere Ulaştı

nurcan çakır fotoğraf


Bazı şeyler vardır 'iyi ki yapmışım' dersiniz. Son 1 haftadır Dükkan'ı her açtığımda ben  bu cümleyi kuruyorum, 'iyi ki yapmışım'. Eeee, ne yapmışım ?

Ben sıkılgan insanım. Bu , Dükkan'ın kaçıncı teması hatırlamıyorum. Canım sıkıldıkça görünümü değiştiriyorum. Ya da canı sıkıldıkça 'yeni tema yükleyelim mi ne dersin?' diye soran bir teknik destek dostuna sahibim  de diyebiliriz :)

Dükkan'ın yeni yüzü hakkında siz neler düşünüyorsunuz bilmiyorum ama ben neler düşündüğümü bir kaç cümleyle yazmak istiyorum.
  • İlk olarak , sayfa açıldığında bir çok görseli bir arada bulmanız mümkün. Diyet Poğaça'yı da Güveçte Levrek Buğulama'yı da Çilekli Puding'i de Yulaf Ezmeli Kurabiye'yi , Yaban Mersinli Kek'i ve Turşu Kavurması'nı da... Ziyaretçiler bir tarifi ararken ilgilerini çeken başka bir çok tarifi görebiliyor ve kolayca ulaşabiliyorlar. Bunun şöyle bir avantajı da var, blog istatistiğiniz oldukça artıyor. Benim günlük ziyaretimin 10binlere ulaşması gibi :)
  • Yeni temamın bir diğer avantajı responsive tasarım olması. Peki responsive nedir ? Responsive bilgisayardan tablete, telefona kadar her türlü cihazda , bloğunuzun tıpkı bilgisayardaki gibi görülmesi demek. Bildiğiniz gibi bir çok bloğun tablet ve telefondan görüntüsü tek tip.
  • Benim en sevdiğim diğer bir yanı otomatik resim ölçülendirme. Yani resimleriniz hiç ölçüleri ve şekli bozulmadan , sayfaya uygun ölçülerde otomatik olarak küçültülüyorlar :)
Yeni görüntümün, yani temamın daha bir çok özelliği var. Merak ediyorsanız magnews blogger responsive temalinkini tıklayarak diğer özelliklere ulaşabilir, hatta makul bir fiyat karşılığında blogların ehli Poyraz'a bu temayı sorunsuzca yükletebilirsiniz.

Sizin de Kahve Dükkanı gibi ziyaretçiniz bol olsun :)

5 Ocak 2014 Pazar

Bebek Hazırlıkları : Yahya İçin Neler Diktim ?

Bebek Hazırlıkları : Yahya İçin Neler Diktim ?


Dünyanın en keyifli işi , kesinlikle haftaları sayılmakta olan bir bebeğin yaşam alanını oluşturmak. Hiç bir şey yapmayıp yalnızca giysilerini ütüleseniz bile yeter, o kadar büyük bir keyif ki ....

Hele de bu sizin bebeğinizse daha bir anlamlı geliyor yapılan her şey. Ben de tıpkı diğer anne adayları gibi , karnımda pıtır pıtır hareketleriyle bana varlığını hatırlatan Yahya'nın , aramıza katıldıktan sonra kullanacağı her şeyi nefis bir heyecanla hazırladım. Eeeee , her şeyi demeyelim de, en azından büyük bir kısmını ;)


Severek yaptığım şeylerden biri bu keçe sepetler oldu. Kalın keçe kullanarak , her bir ucu 16X16 cm ölçüsünde kocaman bir artı işareti çizmekle başlıyorsunuz işe. Sonra o artıyı kesip çıkarıyorsunuz , kenarlarına delikler açıp kurdele ile bağlıyor veya düğmeler dikip etrafına ip sararak (ben mumlu ip kullandım, hani şu takı yapımında kullanılan) sabitliyorsunuz.  Ben sepetlerden birine Yahya için hazırlanan mendilleri , diğerine de çorap ve patikleri koydum.


Bunlar , yalnızca anneannemizin yaptıkları ! Böyle olunca mutlaka bir sepete ihtiyaç duyduk ! Ama görenlerin yorumu şu şekilde 'yeri gelecek bunlar bile yetmeyecek' . Yuhhh, zırt bırt kusacak mı benim evlatçığım !


Yahya için daha ilk haftalarda yaptığın şey işte bu çerçeve ve dönme dolap şeklindeki fotoğraf çerçevesi. Çerçevenin rengi maviydi ve bir kaç yıl önce ben onu beyaz sprey boyayla boyamıştım. İçi boş duruyordu. Sonra içine etaminden minik bir kuş ve kalpler işledim. Çerçevemizin yeri burası değil, bir sarı renk ahşap çerçeve , bir lacivert nakış kasnağı ile yan yana olacak şekilde o duvara monte edilecekler. Tabii evvela benim oğlumun sağlıklı bir şekilde doğması , ilk fotoğrafının çekilmesi , ayak izinin alınması lazım :) Yani o duvara bi güzellikler düşünüyoruz .

Dönme dolapsa metal rengindeydi . Onu da sprey boyayla beyaza boyadım. Onun boya tutması epey güç oldu. Sanırım 5-6 kat boyanmıştı. Önlü arkalı toplam 12 fotoğraf alıyor. 1. aydan 12. aya kadar tüm fotoğrafları yani :)  Anladınız siz onuuuuuu.


Bu minnak , oğlumun ilk çalışması :) Henüz 21 haftalık hamileyken işlemeye başlamıştım. Amacım pano yapmaktı ama sonra o minik filin nasibine bez-ıslak mendil çantası olmak düştü. Yanına da en sevdiğim , Snoopy'm arkadaş olarak geldi. Bu sepetleri yaparken sevgili Leyya'nın şu bağlantıdaki yazısından faydalandım.


Şimdilik gardropta yerini aldılar, bilmem zırt bırt kapağı açıp bez almak zor gelirse odanın bir köşesine taşır mıyım o çantaları !

Sarı kumaş kutunun yanında bulunan kırmızı kutumuz da keçe. Bir onun içi boş kaldı. Bakalım ne ile doldurucaz. Bez çantalarının yanındaki pembe kutusu da evde hazırlanacak olan ıslak mendiller için kullanıcam. Ona daha zamanımız var diye düşünüyorum.

Gardrop demişken mobilyalarımızdan da söz edelim.


Mobilya mağazalarını gezene dek, bebek odası mobilyalarının bu derece pahalı olduğunu asla tahmin edemezdim. Çok paranız varsa da harcayacak gereksiz bir yer bulamıyorsanız bebek odası mobilyası alın ! O derece pahalı. Yalnızca gardrobu 6 bin tl olan modeller gördüm ! O fiyata ev eşyasını komple yenileyen insanlar var, ama bu mobilyacıların bundan haber yok eminim !

Daha ilk mağazada, mobilya almak yerine yaptırmak fikrinin ne kadar mantıklı olduğu yerleşti aklıma. Sonra bir müddet iyi bir mobilyacı aradık. Beklemelerimize değdi. Diyeceğim o ki eğer bebek odası için mobilya alacaksanız sakın mağazaları gezmeyin ! Boşa yorulursunuz. Bulun iyi bir mobilyacı, çizin, yaptırın. Hem böylece mobilyanın kulpuna kadar her şeyine sizin karar verme şansınız oluyor.

Ayrıca mobilyaları olabildiğince erken vakitte almakta fayda var. Bizim mobilyalarımız geleli 1 aydan fazla oldu, ama hala mobilya kokusu mevcut. Üstelik sürekli kapakları açık bırakıp havalandırdığım halde ! Neyse ki artık hafiflemeye başladı. Çekmecelere yerleştirdiğim doğal sabunların da buna etkisi oldu diye umut ediyorum.


Ben gardrop ve şifonyere ek olarak bir de oğluma çeyiz sandığı yaptırdım :P  Ölçülerini mobilyacıyla beraber belirledik. Küçük olmasına rağmen bir sürü ıvır zıvırı içine topladı. Yahya'nın nevresim takımlarını , bir sürü kırlent ve yastığını (!) sandığa istifledim. Çok işime yaradı, tavsiye ederim.

Duvar kağıdımız Koçtaş'tan. Çizgi film karakterli duvar kağıtlarını sevmediğim için böyle kuşlu-muşlu zarif bir kağıt görünce bayıldım. Her mağazada bulunmuyormuş her ürün, internetten sipariş vererek aldık.

Şuan eksiğimiz olduğu tek köşe, sandığın bulunduğu alan. Sandığın üzerine bordo renk kadife kumaştan minder diktik. Ama o şuan anneannemizin evinde olduğu için maalesef fotoğrafta yer bulamadı kendine. Ayrıca o kuşlu duvar kağıdımıza 1 adet beyaz, ferforje raf yerleşecek. Tabii rafı bulabilirsek ! Bir hayal edin , ne hoş olur değil mi :)

Bir diğer eksiğimiz de beyaz hasır sepet. Öyle kumaşı , börtü böceği, kapağında oyuncağı falan olmayan, sade, sıradan bir beyaz sepet. Ama bulamıyoruz işte !!!!!

Bunların dışında henüz abajur da yok odada ama çok gerekli olmadığı için acele etmiyorum. Bulduğum zaman sarı renk, ufak bir abajur bu köşede yer bulacak kendine.

Ve çok gerekli olan bir diğer eksiğimiz de anakucağı kılıfmız. Maalesef başlayıp bir türlü bitiremediğim son çalışma :(  Makinem bozulduğu için el atamıyorum, anneme gidip dikmek de şu sıralar hiç işime gelmiyor (malum , grip kol geziyor).


Keçe sepetlerimizden biri de bu. Bu kumaşı bir sürü yerde görebilirsiniz. Çok eskiden kalma bu kumaşı, ilerde bu kadar çok yerde kullanacağımı hiç düşünmezdim, hele de oğlum için...


Bana, 'bol bol battaniyeniz olsun' dediler. Bunlar bir kısmı.


En sevdiklerimizden biri bu battaniye. Üzeri puantiyeli tül, içi pamuk saten kumaş. Kenarları çerçeve dönüldü. Kullanışlılığı pek yok, biraz süs amaçlı yaptık diyelim :P


Bunlar örgü battaniyelerimiz. Tabii ki hiç biri benim elimden çıkmadı ! Nerde bende o marifet...Beyaz olan benim bebeklik battaniyem. Üzerindeki beyaz incileri çıkarıp yerine mavi inciler taktık. Kullanması oğluma nasip olsun inşallah.


Örgülerden söz etmişken büyükannelerimizin ördüklerini de gösterelim. Ultra sıcak bir evde bunlara ihtiyaç olur mu bilmem, ama dışarı çıkarken kullanacağımız kesin.


Bunlar, küçük beyin ilk giysileri. Zıbınların ve ayaklı altların yarısı hastane çantamızın içinde. Annelerin '3 tane koy, az gelir 5 tane koy' baskısına dayanamadım !

Bu arada, çekmeceleri bu şekilde düzenlemek üst üste dizmekten daha akıllıca. Bebeğin tüm giysilerini görmenizi sağlıyor. Ya da  , o renk renk sevimli şeyleri bu şekilde görmek beni mutlu ediyor :)


Aldığım burun bandının kutusunun rengi ve kalitesi çok hoşuma gitmişti. Kutu atmaya kıyamayan bi manyak olarak, reklam yazılarının bulunduğu yerleri beyaz yapışkanlı kağıtla kaplayıp, çekmeceye bu şekilde yerleştirdim. Birine eldivenlerini , diğerine kişisel bakım ürünlerini koydum. Adam daha doğmadı , ama kişisel bakım ürünleri ve cilt bakım seti var ! Vay halimize...


Bu , alt açma minderi. İki kat kumaş arasına bir kat elyaf geçirip kapitoneledik. Kenarlarına da biye ve su taşı döndük. Ben , oğlumun yatacağı alanı çıkarıp yıkanılabilir olacak şekilde, pazenle kapladım. Kenarlarındaki düğmeler sayesinde bu parçayı kirlenince yedeğiyle değiştirebiliyorsunuz. Ütülemesi pek iyi olmamış, idare edin ;)


Bu da nevresim takımımız. Bebekli nevresim takımlarından pek hoşlanmadığım için nevresim takımını dikmeyi tercih ettik.Hem böylece kumaşın kalitesini de istediğiniz gibi belirleyebiliyorsunuz. Nevresim , bildiğiniz düğmeli nevresim. Çarşaf aynı tonlarda pamuk saten mavi. Yastık kılıflarını da nevresim kumaşının kalan kısmından yaptık. Bunun dışında bir de hazır alınmış nevresim takımı var Yahya Bey'in. İhtiyaç duydukça dikeriz diye acele etmiyoruz daha fazlası için.

Beşik, en çok üzerine düşündüğümüz konu oldu. Paraladık resmen kendimizi nasıl bir şey alsak diye. Nihayetinde Pierre Cardin'in , park beşik olarak satılan (park yatak ya da oyun parkı değil) bir modelinde karar kıldık. 60X120 cm boyutunda, tekerlekleri sayesinde odadan odaya gezdirilebilen (kapılardan geçip geçmediğini kontrol ettik pek tabii) , hafif , kullanışlı bir model. Tahminen 1,5-2 yıl kullanabiliriz diye düşünüyoruz. Sonrasında mobilyacımıza müracaat edip, beyaz , şık bir yetişkin karyolası yaptırıcaz. Tabii korkuluklu olanlardan. Ve o korkuluğu gerektiğinde çıkarılabilenlerden :)


Mobilya sitelerini gezerken internette, gardrobların kapağına ya da beşiğe asılı bir şeyler görüyordum ama ne olduğunu çıkaramıyordum. Meğer kirli çamaşır torbasıymış ! Aaaaa ihtiyaç yok demeyin. Henüz kullanmamış olabilirim ama bence işe yarayacak :)

Biçmesi oldukça basit. Dikkat etmeniz gereken tek yer , iç hacminin geniş olabilmesi için yanlara parça eklemeniz. Şöyle ki ;


torbanın boyu ve genişliği size kalmış. Ama yanlarına makul ölçüde parçalar yerleştirseniz fena olmaz. Ben en 38 , boy 58 , yan parçaları 15 cm olan bir torba tasarladım. Kurdelelerin amacı süsten ziyade fermuar dikme konusunda yeteneksiz olmam :) Eğer becerebilirseniz ön kısmı fermuarlı yapabilirsiniz. Askı olarak da düz bir askı tercih edin. O aşağı doğru inen , ahşap, ceket askılarıyla olmaz. Ben etek askısı kullandım. Kumaşımız da benim bebekliğimden kalma :)


Peki bunlar nedir ? Bu da benim absürtlüğüm !


Fistolu , kurdeleli, süslü, püslü 2 adet kumaş torba hazırlanır. Birinin içine bebeğin doğduktan sonra ilk giyeceği giysiler yerleştirilir. Hemşire teyzeler bebeği giydirmek için giysilerini istediğinde o torba teyzelere verilir. Ayy ne gereksiz işler ! Ama yapması çok keyifli :) Diğer torbaya da annenin giysileri yerleştirilir. Fikir benden değil, ben de başka bir blogta tül kullanılarak yapılanını görmüştüm, hoşuma gitti. Oldu ama oldu :)


Bir gereksiz iş daha. Hastanede kaldığımız süre boyunca kullanmamız için havlu. Dümdüz havlu olsa olmaz mıydı ? Olurdu tabii ama ben bu güzel mavi fistoyu illaki bir yerde kullanacaktım, havluya nasipmiş ;) Beyaz bir havlunun kenarına iğneleyip zikzak dikişle dikiyorsunuz hepsi bu .

Halıdan da söz etmeden geçmeyeyim. Halı almadık odaya. Şu altı kaymayan , metre işi kesilip satılan ince bişeyler var ya, ne denir bilmiyorum, kilim tarzı, işte onlardan kestirip aldık. Kolayca kaldırıp makinede yıkanabiliyor olması , böyle bir şeyi tercih etmemizde etkili oldu. Fotoğraflardaki beyaz zemin işte o halıya ait :)


Ve en çok zevk alarak yaptığım şey, lavanta keseleriiiiiiii. Doğumdan sonra evimize gelecek olan teyze-dayı-amca-hala-yenge vs.ye vermek için hazırlandılar. Kumaş , keçe ve kurdelenin bir araya gelmesinden bu kadar güzel bi şey ortaya çıkacağını sanmazdım, çok cici oldular  :) Etiketlerimiz hazır, zımbalanmayı bekliyor.


Eeee ,  neredeyse her şeyimiz hazır. En büyük eksik , adının Yahya Kemal olması konusunda karar kıldığımız bu küçük adamın karnımdan kucağımıza gelmesi. 36+1 olduğumuz bugünde, bence artık çok fazla beklemesine gerek yok, haberi olsun diyorum :)

Dualarınızı eksik etmeyin. Uzun süre ona kavuşmak için beklediğimiz bu bebeği, en hayırlı zamanda, sağlıkla kucağımıza alıp, her bir eşyasını keyifle kullanmak nasip olsun bize. Ve dileyen herkese...

Bir şeyler kalmış mı sizce eksik olan ?

Görmek isteyenler için beşiğin tam fotoğrafı . Çözünürlüğü kötü olduğu için büyük yükleyemiyorum maalesef : 



29 Haziran 2013 Cumartesi

Dükkan'dan 2 Mutlu Haber

Dükkan'dan 2 Mutlu Haber


Geçtiğimiz yaz yayınladığım ‘Temmuz, bi çekil git!’ yazımı hatırladım dün. Üzerinden tam 12 ay geçmiş ve bu süreçte ‘ne kadar çok şey değişmiş’ dedim. Yok esasında tam olarak öyle demedim, 'yuhhh, ne ara 1 yıl geçmiş yaa' dedim. Haberdar olmayanınız varsa evvela geçen yılın temmuz ayına bir baksın, sonra dönsün bu güzelliği okusun !

Haziran ayı da bitti biter ve ben Dükkan’da henüz 1 tarif yayını yapabildim. Bunun iki sebebi var ama ben evvele ilkinden başlayayım. İçimde , 10 haftalık bir insan evladı var. Ne mutfağa sokuyor beni ne kırmızı kanepenin üzerine oturtuyor ne de bilgisayar ekranını açtırıyor ! Enteresan bir aşerme dönemi geçiriyorum. Millet yemekten-içmekten tiksinir, ben bunlara ilaveten evimin salonundan, koltuklardan, balkondan, banyodan ve bilgisayardan da tiksinmiş durumdayım. Varsa mantıklı bir açıklamanız alayım lütfen, çünkü ömrümde böyle absürt bişey duymadım ! Özellikle 7 ve 8. haftada bu tiksintilerim tavan yapmıştı. Şimdi yavaş yavaş geçiyor sanırım ki bilgisayarı açtığımda bir saate yakın gezinebiliyorum. Buna da şükür !!! 
 (Ha bu arada, bu aşerme evresiyle ilgili hiçbir şikayetim yok, maksat kendimi acındırmak olsun…) 

Dükkan’a zaman ayıramamamın 2. nedeni yeni bloğum(uz)la ilgili. 2 ay kadar evvel Facebooktaki Kahve Dükkanı’nda adıyla ilgili size fikirler danıştığım yeni KADIN BLOĞUnu sonunda oluşturduk. Hatta tam 33 gündür yayındayız. Dekorasyondan modaya, sağlıktan alışverişe, magazinden seyahate kadar bir çok kategoride 26 farklı yazı yayınlamışız. Peki siz hangisini okudunuz ? Hiç birini. Neden ? Haberiniz yoktu be ya J 


Kadına dair bulmak istediğiniz ne varsa, benim pek bir beğendiğinizi söylediğiniz anlatımımla beraber bundan sonra Şehri Nisa’da fazlaca bulabilirsiniz. Kadınsal mevzularınıza çare olamayacak, maksadımız hep beraber eğlenmek azıcık da öğrenmek olan bir mekan Şehri Nisa. Diğer kadın bloglarından farkı da bu zaten, kendimizi beğendirme çabamız yok, biz sadece bizi ilgilendiren konuları biraz alaya alarak eğlenmek istiyoruz ;)

Merak duyarsanız diye sizin için şöyle bir potpori hazırladım ; 


İlk olarak en çok okunan yazımızla başlayayım. Bitki çaylarının faydalarıyla ilgili gevelediğim şeyleri okumak isterseniz bağlantıyı ziyaret etmeniz yeterli. 


İkinci yazım, yaptığım ilk yayına yönelik. Bu yılın kamuflaj modasından yola çıkarak Kamuflajlansak da mı saklansak  adıyla bir şeyler yazmıştım. İlginizi çekebilir. Eğer o ilginizi çekerse bu daha da hoşunuza gidecek, bu yazın rengarenk giysi modası.


Yüksek topukta abartmak diye de bir yazım var ki yüksek topuklu ayakkabının ne derece abartılabileceğini merak edenler böyle buyursun. 


Yaza uygun bir cilt bakımı yapmak isteyenlere evde uygulanabilecek basit maske yöntemleriyle ilgili fikirler verdim. Çok işinize yarayacaktır ;) Hazır cilt demişken siyah nokta bantları ile ilgili kişisel deneyimlerimi anlattığım bu yazı da size güzel fikirler verebilir.


En keyifle hazırladığım ve bir o kadar keyifle okuduğum yazılardan biri kimlerle tatile gitmeyin yazısıydı. Bi okuyun, önerileriniz olursa not ederim ;)


Beğenisiyle beni en çok şaşırtan yazıysa İsveç Prensesine maço koca adlı yazı olmuştu. Demek ki magazini pek seviyoruz ;) Madem magazini seviyoruz, kendisini çılgınlar gibi kıskanmaktan geri duramadığım Kate Middleton'ın bebek alışverişi ile ilgili yazımı da beğeneceğinizi varsayıyorum. 


Hiç hoşunuza gitmeyecek şeyler de yazıyorum tabi. Mesela kim çikolatanın zararlarını okumak ister ki ! Zarar demişken, çok yersek neler olur babında şey ettim, yanlış olmasın !


Bunların dışında da bir çok absürt konu mevcut bloğumuzda. Yakışıklı aktörlerin sakallı görünümleri , İstanbul'da denize girilebilecek plajlar , güneşin zararlı etkilerinden korunma yolları bu örneklerin arasında. 

Velhasılı kelam, bir süre daha Dükkan'da yokum. Bu sıralar beni özlerseniz Şehri Nisa'ya beklerim. Gelin de azıcık eğlenelim. 

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Hakkımdaki 7 Gerçek !!!

Hakkımdaki 7 Gerçek !!!


Ödül ve mimler , yetişemediğim için çok taraftarı olmadığım etkinliklerden. Ama 2 ayrı yerden gelince bu kez karşı koyamadım :)  PeNeLoPe  ve  Demet  "Çok Yönlü Blogger" olarak adlandırmaya layık görmüşler beni.  Bu sebeple ödülü alıp hakkımdaki 7 gerçeği de duyurmam gerekmiş. Bana da gerekeni yapmak düşer.
Ama dikkat edin ! Benim hakkımdaki 7 gerçek düşündüklerinizden biraz farklı ...


  • Birçok kadının aksine ben futbolu seviyorum. Eşinizin vıdı vıdılarına , stadlardaki küfürlere (ki bazen haklılar) , her maç sonrası tvyi dolduran tartışma programlarına kulak tıkayıp iyi bir futbol müsabakası izlemeyi deneyin , seveceksiniz. Taraftarı olduğunuz takımı sizin gibi binlerce insanın doldurduğu  bir stadda izlemenin keyfinden söz etmiyorum bile... (Üstteki fotoğraf , Barcelona futbolcusu Lionel Messi'ye ait)