19 Eylül 2014 Cuma

Fincanda Kek ve Bir Annenin 1 Günü

fincanda kek, fincan kek

Özetle yorgunum !
Yok, başka bişiy anlatıp da konuyu yorgunluğa bağlamış değilim. Anlatamayacak kadar yorgunum :D

Günler nasıl geçiyor bilmiyorum. Hep söylerdiler, doğruymuş. Ne ara akşam oluyor, ne zaman güneş doğuyor anlamıyorum. Sabah çoğunlukla bir şarkı mırıldanması (tabi ki Yahya Kemal'den), bazen de bir ağlama sesi ile uyanıyorum. Hop, ben ayakta ! Sonra başlıyor koşuşturmaca.

Yahya Bey'i emzirmekle başlıyorum işe. Tabii o sırada günaydın fasılları falan. Alışsın böyle şeylere ;)
Pijamaları çıkarmaca, alt değiştirmece, yüz yıkamaca, vs...
O karyolasında oyalanırken 5 dakkada yatakları toparlayıp kendi elimi yüzümü yıkamak gibi temel ihtiyaçlarıma yöneliyorum. Zira Yahya Kemal karyolada pek uzun süre durmuyor.

Geçiyoruz mutfağa. Mutfak olayımız tam bir OLAY gerçekten de. Aman ne çok tehlikeli şey var. Çekmeceler, fırın, fazladan dolaplar, bulaşık makinesi...ve her birine tırmanmak isteyen oğlum ! Sürekli onu bir yerlerden uzaklaştırmaya çalışıyorum. Önüne bir sürü kap kacak koyarak oyalıyor, o esnada da ona kahvaltı hazırlıyorum. Ne hazırladığımı ayrıca başka bir yazıda anlatırım.

Geçiyoruz kahvaltı faslına. Bey efendimiz mama sandalyesine yerleştirilip bir güzel yediriliyor. Kahvaltıda pek sorunumuz yok. Yumurtayı seviyor. Çoğunlukla bu söylediklerimi yapmak 1 saati buluyor. Ben mama sandalyesini ve Yahya Kemal'in elini-yüzünü temizleyene dek 1,5 saat oluyor.

Sonrası oyun faslı. Biraz ben onunla oynuyorum, sonra bırakıyorum kendi gezinip yorulsun. Ben çamaşır varsa makineye koyup çalıştırıyorum (ki nerdeyse her gün oluyor). Bu sırada gözüm sürekli küçük beyde, kafa göz yarmaması için...

Balkon dediğin bende çoook, yine güç bela balkonları yıkıyorum. Arada git gel yapıyorum Yahya Kemal'in yanına. Öpüyorum kokluyorum, gülüşüyoruz derken bu iş de bitiyor ve oğlumun uyku saati geliyor. Bingoooo ! En sevdiğim an :) Emzir, pışpışla derken oğluş yorgun düşüp uyuyor. Hava serin, ev sessizse temiz 1 saatim var.

Hemen kendime kahvaltı hazırlamaca. Çabucak kuruyorum masayı. Zira, seviyorum uzun uzun kahvaltı etmeyi. En büyük keyiflerimden biri. Ben kahvaltı edene dek makinede çamaşırlar bitiyor. Çamaşır as, masayı topla, diş fırçala, mutfağı temizle, oğlum uyanıyor. Başlıyoruz yine, günaydınlar, emzirmeler falan filan. Yine geliyoruz mutfağa :D Bu kez hazırlık hem ona yemek hem bize yemek.

Klasik fasıl devam ediyor tıpkı kahvaltı hazırlamada olduğu gibi. Ona hazırladığım yemeklerle ilgili de ayrıca yazı yazarım :D

Mama sandalyesine oturt, yemeği yedir, üzerini değiştir, temizle, mama sandalyesini temizle derken bu kısım 1 saatimizi alıyor.

Dönüyoruz yine oyun oynamaya. İşim olmadığı zaman vakit çok dolu dolu geçiyor onunla. Şarkılar söylüyoruz, oyuncaklarla oynuyoruz, çamaşır sepetine oturtup evi turluyoruz, arada balkona çıkıp sallanıyoruz, tırmanıyoruz, düşüyoruz, yürüyoruz vs. Bunlar en keyifli zamanlarımız. Ama iş varsa çok zor :( Hem ona yetiş, hem ev süpür, olmuyor kardeşim olmuyor, hepsi birden olmuyor.

Yorduk mu yine bebeği , geldi beyimizin uyku saati :) Emzir, uyut faslı. Bu uykumuz daha kısa sürüyor ve dalma konusunda da daha sıkıntılı oluyoruz. Çünkü bolca uyarılmış oluyor zihni. O uyurken ayaklarımı uzatıp dinleniyorum biraz. İyi geliyor.

Babamız geliyor eve, Yahya Kemal uyanıyor. Bingoooo ! Yine en sevdiğim zamanlardan biri :D Çünkü oğlum babasına aşık, onu görünce beni unutuyor. O babayla beraberken ben masayı hazırlıyorum. Biz yemek yerken onun da ağzına koyuyorum birşeyler yoksa peşinden koşmak zorunda kalıyoruz. Yemekten sonra yine oynaşmalar, gezinmeler, şarkılar ve Yahya Bey'in uykusu geliyor. Genelde her akşam yatmadan banyo yaptırıyoruz. Havalar serinlemeye başladı, haftada kaça iner bu banyo olayı bilmiyorum ama banyo ona da bize de iyi geliyor. Resmen dinleniyoruz o banyodayken :)

Yahya Kemal'i giydir, ninni söyle, emzir, uyut...

Off, daha yazamiycimmm. İşte şu an tam da o andayım. Bulaşıkları toparla, makineyi çalıştır, oyuncakları kaldır, Comolocco'ya banyoyu temizlemek düşüyor her daim...Yine uzatıyorum ayakları, bir bardak çay içiyoruz sevdiceğimle. Belki tvye bakıyoruz (genelde hiç açmıyoruz), radyo dinliyoruz veya en güzeli gidip uyuyoruz :D Gece en az 4 kere uyanıyor Yahya Kemal, tabii şanslı günümüzdeysek !

fincanda kek, fincan kek

Öyle böyle derken neredeyse 8 aylık oldu Yahya Kemal. Tüm yorgunluğuna rağmen bu günler en güzel günler. Öyle bir bakışı, gülüşü, sevimliliği var ki, insan gerçekten tüm yorgunluğunu unutuyor.

Ha bu arada, bu anlattığım evde geçirdiğim bir gündü. Bunun bir de işe gittiğim zamanları var ki onu hiç anlatmamayı tercih ediyorum :D

Arada fırsat buldukça, halamız, annane-dedemiz Yahya Kemal'le vakit geçirmeye geldikçe ben de birşeyler pişiriyorum. Bu da o zamanlardan birinden kalma bir tarif. Fırını açmadan, çabucacık ocakta pişirilmiş bir kek. Bursa'dayken çok sık yapardım çünkü porsiyonu az oluyor. Pek gelen giden olmadığı için bay-bayan iyi oluyordu bu minik kekler. Burda pek yapamıyorum çünkü pişti mi bolca kek pişmesi gerekiyor fırında :D

Şimdi oğlum uyumuşken, ben de  yatmaya gitmeden evvel bu tarifi paylaşayım istedim. Belki yarın deneyeniniz olur :) Bu arada, hala çok yorgunum !

fincanda kek, fincan kek

Meşhur KARAMELİZE ŞERBETLİ ETİMEK TATLISI tarifim için tıklayın. Ayrıca diğer popüler tariflerim ;

Havuçlu Kek

Tavada Börek

Tavada Rulo Börek

Tavada Kek 

Ev Yapımı Çikolata Sosu

Dızmana

Malzemeler (6 adet Türk kahvesi fincanı için) :

1 adet oda ısısında yumurta
1 çay bardağı toz şeker (şekerli sevenler 1 yemek kaşığı daha ekleyebilir)
1 çay bardağı ılık süt
1 yemek kaşığı dolusu kakao
1 tatlı kaşığı kabartmatozu
1,5 çay bardağı buğday unu (kontrollü ekleyin)
Fincanları yağlamak için 1 tatlı kaşığı dolusu yumuşamış tereyağ
Fincanlara serpmek için 1 yemek kaşığı kadar un

Yapılışı :

Fincanların iç kısmını tereyağ ile iyice yağlayıp un serpin. Fincanları ters çevirerek fazla unu boşaltın.
Yumurta ve şekeri mikserin yüksek devrinde 5 dk çırpın.
Kakao , kabartmatozu ve unu bir kaba eleyin.
Yumurta ve şeker karışımına önce sütü ekleyip karıştırın. Ardından kuru karışımı, üç ayrı seferde ekleyip karıştırın.
Yağlanmış ve unlanmış fincanların içine hamuru pay edin.
Fincanları tencereye yerleştirip yarı seviyelerine çıkacak kadar kaynar su ekleyin.
Ocağın altını açın ve su kaynayana dek bekleyin. Su kaynamaya başladıktan sonra tencerenin üzerine ince bir havlu yerleştirip kapağı sıkıca kapatın.
Ocağın altını en kısık seviyeye getirin ve 25 dk keki pişirin.  Bu arada sürekli bir tıkırdama sesi duyacaksınız, panik yok J
25 dakikanın sonunda ocağı kapatın ama tencerenin kapağını bir 15 dk daha açmayın.
15 dakikanın sonunda tencerenin kapağını açıp fincanları çıkarın ve düz bir zemine ters çevirin. Soğuduklarında kendiliğinden çıkacaklardır. Fotoğrafta çıkarmadan gösterdiğime bakmayın, şık olsun diye öyle bir sunum yaptım J Yani kolayca çıkıyor.
Üzerine dondurma veya çikolata sosu (ya da her ikisi de J) ilave ederek servis edin.



Tepkiler: 
Share This

Gez ve öğren !

2 yorum:

  1. Ellerinize sağlık. Kek güzel. Yorgunluk ve yaşadıklarınız için de sağlık olsun diyeceğim. İnnaınki bu böyle ve siz iyiki sağlıklıda uğraşıyorum. Demelisiniz bence. Çalışan annelerdede bu durum hem gece , hemde hafta sonları oluyor malesef. Birde bakıcılarla uğraşmalar. Ben 2. çocuğumu bu yüzden yapamadım. Hani büyükler derlerya çok geçmeden 2. yide yapın birlikde büyür diye. Haklılarmı bilmem. Bird ehep düşünürüm. bizler otomatik aletlerle yapıyorken her işi acaba annelerimiz nasıl her işe üstelikde kağıt bezler yokken yetişiyorlardı. :( sağlıkla kalın

    YanıtlaSil
  2. Bu yaz çok duydum bu tarifi ama denemedim :) senin denemiş olman bi heves oluşturdu ben de , bir ara denerim kesin ;)

    Ayrıca bebeğin de çok güzelleşmiş büyümüş maşallah.. Yahyadan önceki denemelerde ne kadar üzüldüğünü okumuştum bir ara, sen de o günleri hatırlayıp yorgunluğu unutabilirsin, Allah eksikliğini yaşatmasın evladın..
    takipteyim çok öpüyorum Trabzonuma sevgiler benden :)

    YanıtlaSil

Kahve Dükkanından Mutlu Ayrılın .